seo fiyatları,ndan islam bilgisi2 bugün islam bigisi konularımıza birazdaha yakın olurken seo fiyatları sizlere daha faydalı yazıları sunuyor sizinde bildiginiz gibi seo fiyatları diyorki Bir câhil, bu büyüklere dil uzatırsa,Cevâb vermeğe değmez desem iyi olur.Evet bu yüksek yolun birkaç halifesi, son zemanlarda, bu yolda yenilikler yapdılar. Büyüklerin izinden ayrıldılar. Bunların mürîdle-rinden çoğu, bu yeniliklerle, tarikat olgunlaşdınldı sandılar. Hâşâ! Öyle değildir. Ağızlarından çıkan söz çok büyükdür.Bu yeniliklerle, reformlarla, tarîkati yıkmağa, elden kaçırmağa çalışıyorlar.Elde bulunan şeyi, en ehemmiyyetli, en kıymetli şey için kullanmak gerekir. Karışık, pis, fâidesiz şeyler geriye bırakılmalıdır. Hak teâlâ, mâ-sivâsı ile ya’nî Ondan başka şeyler ile olan rahatlık-dan kurtarmak için, bir parça rahatsızlık versin! Dedikodu ile ele birşey geçmez. Kalbin selâmetini istemelidir. Asi lâzım olan işi düşünmeli, lüzûmsuz, fâidesiz şeylerden tâm kaçmalıdır. fârisî beyt tercemesi:
Bu mektûb, yine molla Muhammed Sıddîka yazılmışdır. Vazifeyi gecikdirmenin zararlı olduğu bildirilmekdedir:
Hak teâlâ, kendine yaklaşdıran derecelerde ölçüsüz yükselmenizi ihsân eylesin! Bizi seven kardeşim! Vakt, keskin bir kılınç gibidir. Yarına çıkacağımız belli değildir. Mühim işleri bugün yapmalı, mühim olmayanları yarına bırakmalıdır. Aklı olan, böyle yapar. Doğru düşünen akl, (Akl-ı mu’âd) dır. (Akl-ı me’âş) değildir. Dahâ ne yazayım? Vesselâm.
Bu mektûb, yine hep iyi düşünen, sâdık olan Muhammed Sıddîka yazılmışdır. Evliyalık mertebelerini bildirmekdedir:
Vilâyet, ya’hî evliyâlık, Fenâya ve Bekâya kavuşmak demekdir. Bu da, herkes için olur veyâ belli kimseler için olur. Herkes için olan (Mutlak vilâyet)dir. Belli kimselere mahsûs olan ise, (Vilâyet-i Muhammediyye)dir «alâ sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye». Buradaki Fenâ tâmdır. Bekâsı da ekmeldir. Bu büyük ni’mete kavuşmakla şereflenen kimsenin derisi ibâdet için yumuşar. Göğsü islâmiyyet için genişler. Nefsi, itmînân hâsıl ederek Mevlâsından râzı olur. Mcvlâsı da, ondan râzı olur. Kalbini sâhibine teslim eder. Rûhu kurtularak, hakîkî sıfatları keşf eder. Sırrı, o makâmda, şü’ûn ve i’tibarları müşâhede eder ve bu makâmda, şimşek gibi çakıp hemen gayb olan (Tecelliyât-i zâtiyye) lere kavuşmakla şereflenir.
Bunu düşünmeli idiniz. Bu ni’mete şükr ederek, kendi işinizi ele almalı idiniz. Bugünkü rızkı, ilerdeki günlerin rızkı için vesile etmemeli idiniz. Bunun sonu gelmez. Çok ilerisini düşünmek, bu yolda küfr sayılır. Ödünç almakdan kurtulmanız için, Hâcegînin bir yol gösterip göstermiyeceği bilinmiyor. Bunda şübheniz varsa, Hâcegîye açıkça yazınız! O da size açıkça cevâb yazar, sağlam söz verirse, bu niyyetle gidersiniz. Fekat, bugünün işini yarına bırakmanın ve gecik-dirmenin ilâcı ne olabilir? Ne yapacaksanız çabuk yapınız! Fırsat ganîmetdir.
Bu mektûb, Efganistanii hacı Hıdıra yazılmışdır. Nemâz kılmak şerefînin yüksekliğini bildirmekdedir ki, bunu nihayete yetişen büyükler anlayabilir:
Kıymetli mektûbunuz geldi. İçindekiler anlaşıldı. İbâdetlerden zevk duymak ve bunların yapılması güç gelmemek, Allahü teâlânın en büyük ni’metlerindendir. Hele nemâzın tadını duymak, nihâyete yetişmiyenlere nasîb olmaz. Hele farz nemâzların tadını almak, ancak onlara mahsûsdur. Çünki, nihâyete yaklaşanlara, nâfile nemâzların tadını tatdınrlar. Nihâyetde ise, yalnız farz nemâzların tadı duyulur. Nâfile nemâzlar, zevksiz olup, farzların kılınması büyük kâr, kazanç bilinir. Fârisî mısra’ tercemesi:
Bu iş, büyük ni’metdir. Acabâ kime verirler?
[(Nâfile nemâz), farz ve vâcibden ziyâde, başka nemâzlar demek-dir. Beş vakt nemâzın sünnetleri ve diğer vâcib olmayan nemâzlar, hep nâfıledir. Müekked olan ve olmıyan, bütün sünnetler nâfıledir. (Dürr-ül-muhtâr) ve (İbni Âbidîn), (Halebî) ve şâire].
Nemâzların hepsinde hâsıl olan lezzetden, nefse bir pay yokdur. İnsan bu tadı duyarken, nefsi inlemekde, feryâd etmekdedir. Yâ Rabbî! Bu, ne büyük bir rütbedir! Arabî mısra’ tercemesi;
Ni’mete kavuşanlara âfîyet olsun!
Bizim gibi, rûhları hasta olanların, bu sözleri duyması da, büyük bir ni’metdir ve hakîkî se’âdetdir. Fârisî mısra tercemesi:
Bâri kalbimize bir teselli olsun.
İyi biliniz ki, dünyâda nemâzın rütbesi, derecesi, âhıretde, Allahü teâlâyı görmenin yüksekliği gibidir. Dünyâda insanın Allahü teâlâya en yakın bulunduğu zeman, nemâz kıldığı zemandır
Âhıretde en yakın olduğu da (Rü’yet), ya’nî Allahü teâlâyı gördüğü zemandır. Dünyâdaki bütün ibâdetler, insanı nemâz kılabilecek bir hâle getirmek içindir. Asi maksad, nemâz kılmakdır. Se’âdet-i ebediy-ycye ve sonsuz ni’metlcre kavuşmanızı dilerim.
Bu mektûb, şeyh Behâeddîn-i Serhendîye yazılmışdır. Alçak dünyâyı kötülemekde ve dünyâya düşkün olanlardan kaçınmağı bildirmekdedir:
Akili oğlum! Allahü teâlânın sevmediği bu dünyânın arkasında koşmamalıdır! Gönlünü hep Allahü teâlâya bağlamak sermayesini elden kaçırmamalıdır! Ne saldığını ve buna karşılık neyi aldığını düşünmelidir! Dünyâyı ele geçirmek için âhıreti vermek ve insanlara yaranmak için Allahü teâlâyı bırakmak alçaklık ve ahmaklıkdır. Dünyâ ile âhıret birbirinin zıddıdır, tersidir. İkisinin sevgisi bir kalbde toplanamaz. İkisi bir araya getirilemez. Arabî mısra’ tercemesi:
Din ve dünyâ bir araya gelirse, güzel olmaz!
^ Bu iki zıddan dilediğini seç ve seçdiğine karşılık kendini sat, fedâ et! Ahırct azâbı sonsuzdur. Dünyâda olanlar çok azdır. Allahü teâlâ, dünyâyı sevmez, âhıreti sever. Arabî beyt tercemesi:
İstediğin gibi yaşa, birgün öleceksin!
İstediğini topla, birgün ayrılacaksın!
Sonunda kadından ve çocuklardan ayrılacaksın. Bunların idâre-sini Allahü teâlâya bırak! Bugün, kendini ölmüş bilmelidir. Onların işlerini Allahü teâlâya bırakmalıdır. Tegâbün sûresinin onbeşinci[ 15] ve Enfâl sûresinin yirmisekizinci [28] âyetlerinde (Mallarınız ve çocuklarınız sîzlere kesin olarak düşmandır. Onlardan sakınınız) buyuruldu. Bunu iyi anlayınız! Tavşan gibi, gözleri açık uyku ne zemana kadar sürecek! Birgün gelip uyanılacak! Dünyâya düşkün olanlarla arkadaşlık etmek, onlarla görüşmek, öldürücü zehrdir. Bu zehrie öldürülen kimse, sonsuz olarak ölür. (Aklı olana bir işâret yetişir) demişlerdir. Biz ise, açıkça ve üzerine düşerek anlatıyoruz. Devlet adamlarının yağlı, tatlı yemekleri, kalbin hastalığını andırır. Kalbin iyiliği, hastahkdan kurtulması nasıl düşünülebilir? Sakın! Sakın! Çok sakın! Fârisî beyt tercemesi:
Bildirilmesi lâzım olanı söyledim sana.
Yâ fâidelenirsin, yâ da çarpar kulağına.
karşısında şaşkına döner. Ahfâsı, anlaşılamıyan ve anlatılamıyan bir vuslata kavuşur. Arabî mısra’ tercemesi:
Ni’mete kavuşanlara afiyet olsun!
Bundan anlaşılıyor ki, (Vilâyet-i hâssa-i Muhammediyye) «alâ sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye», başka vilâyetlerin mertebelerine benzemez. Yükselirken de ve inerken de onlardan başkadır. Yükselirken başkadır dedik. Çünki, ahfâ denilen latîfenin Fenâsı ve Bekâsı yalnız bu Vilâyet-i hâssada olur. Başka vilâyetlerdeki urûc, yalnız hafiye kadardır. Fekat çokları, rûh makâmına kadar veyâ sır makâmına kadar, birkaçı da hafiye kadar yükselir. Herkes için olabilen (Vilâyet-i âmme) derecelerinin en sonu, hafi makâmıdır. İnişdeki başkalığa gelince, (Vilâyet-i hâssa-i Muhammediyye) ile şereflenen Evliyânın, maddeden olan cesedleri de, bu vilâyetin derecelerinin kemâllerinden pay alır. Çünki, bunların Peygamberi «sallallahü teâlâ aleyhi ve alâ âlihi ve sellem» mi’râc gecesi Allahü teâlânın dilediği makâma kadar, mubârek cesedi ile götürüldü. Cennet ve Cehennem kendisine gösterildi. Kendisine gizli şeyler söylendi O makâmda Allahü teâlâyı baş gözü ile görmekle şereflendi. Mi’râcların böylesi, bu yüce Peygambere «aleyhissalâtü vesselâm» mahsûsdur. Ona tâm uyan, izinde giden Velîler de, bu husûsî mertebeden serpilen kırıntılara kavuşurlar. Arabî mısra’ tercemesi:
Kerîmlerin sofrasından toprağa da pay düşer.
Böyle olmakla berâber, Allahü teâlâyı dünyâda görmek, yalnız Muhammed aleyhisselâma mahsûsdur. Onun ayakları altında bulunan Evliyâya hâsıl olan hâl, görmek değildir. İkisi arasındaki başkalık, birşeyin kendi ile resmi veyâ kendisi ile gölgesi gibidir. Bunların birbirinden başka olduğu meydandadır.
Bu mektûb, yine molla Muhammed Sıddîka yazılmışdır. İşleri sonraya bırakmanın ve maksada kavuşmak için çalışmayı gecikdirme-nin zararlı olduğu bildirilmekdedir:
Mektûbunuzu getiren yolcu, Ramezân-i şerîfın bereketli son günlerinde geldiği için, Ramezân-i şerîfden sonra cevâb yazabildik. Hân-i hânânın ve hâce Abdüllahın cevâbları da birlikde gönderildi. Dikkatle okuyunuz! Son olarak askere gidişiniz, bu fakîre uygun görülmedi. Buna sebeb ne oldu? Her iş, Allahü teâlânın dilemesi ile olur. Hak teâlâ, size, hergün geçinecek kadar nzk ihsân ediyordu.
Onlarla görüşmekden, arslandan kaçar gibi, hattâ dahâ çok kaçmalıdır. Arslan insanın yalnız cânını alır. Bu da, âhıretde fâideli olur. Hükümet adamları ile düşüp kalkmak ise, insanı sonsuz felâkete ve zarara sürükler. Onlarla konuşmakdan, onların lokmalarını yemekden ve onları sevmekden ve onları görmekden sakınmalıdır. Sahih olan hadîs-i şerîfde (Zengine, zenginliği için alçaklık gösterenin dîninin üçde ikisi gider) buyuruldu. Onlara karşı yapılan bu alçalmalar ve yaltaklanmalar, onların malları ve makâmları içinmidir, yoksa değilmidir? İyi düşünmek lâzımdır. Malları, mevkı’leri için olduğunda hiç şübhe yokdur. Bunun sonu da, dînin üçde ikisinin gitmesidir. Artık müslimânlık nerede, kurtuluş nerededir? Yağlı lokmaların ve uygunsuz kimselerle düşüp kalkmanın, bu yavrunun kalbinde va’zlerı dinlemeğe ve nasihatleri düşünmeğe yer bırakmadığını bildiğim için, bu kadar ağır ve sıkı yazıyorum. Hafif sözlerle, yumuşak kelimelerle uyanmayacağını biliyorum. Sakın! Onların sohbetinden sakın! Onları görmekden sakın! Allahü teâlâ yardımcın olsun! Allahü teâlâ, bizi ve sizi, râzı olmadığı, beğenmediği şeylerden kurtarsın! Mi'râc gecesi, (Gözleri Allahü teâlâdan ayrılmadı) diyerek övülen insanların efendisi hürmetine «aleyhi ve alâ âlihi minessalevâti cfda-lühâ ve minetteslîmâtı ekmelühâ» bu düâmızı kabul buyursun! Vesselâm.
Bu mektûb, Ca’fer beğ Tehânîye yazılmışdır. Ehlullaha dil uzatan saygısızları, söz ile, yazı ile kötülemek câiz olduğu bildirilmekdedir:
Okşayıcı mektûbunuzu okumakla şereflendik. Allahü teâlâ size selâmet versin! Fakirlerin hâlini araşdırıyorsunuz. Yakınlığı,uzaklığı hep bir tutuyorsunuz. Saygılı kardeşim! Kureyş kâfirleri uğursuzluklarının, aşağılıklarının, taşkınlıklarının artdığı zemanda, müslimân-ları çekişdirici, kötüleyici şeyler uydururlardı. Peygamberimiz «aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm» İslâm şâ’irlerinden birkaçına kâfirleri kötülemelerini emr buyurdu. O şâ’irlerden biri, Resûlullahın «aleyhi ve alâ âlihis.salâtü vesselâmü vettehıyye» önünde menbere çıkdı. Herkese karşı kâfirleri kötüleyen şi’rleri okudu. O Server «aleyhissalâtü vesselâm» (Bu, kâfirlerin kötülüğünü açığa vurdukça, Rûhül-Kuds bununla berâberdir)buyurdu. İnsanların kötülemesi, incitmesi, aşkın ni’metlerindendir. Yâ Rabbî! Peygamberlerin efendisi hürmetine «aleyhi ve alâ âlihi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât» biz-leri onlardan eyle! Amîn.
Bu mektûb, molla Abdülgafûr-i Semerkandîye yazılmışdır. Bu büyüklerin nisbetinden az birşeye kavuşulursa, bunu az görmemek lâzım geldiği bildirilmekdedir:
Okşayıcı, kıymetli mektûbunuz geldi. Fakirleri sevmek ve onlarla ilgilenmek, Allahü teâlânın büyük ni’metlerindendir. Bunun artmasını Hak teâlâdan diler ve umarız. Fakirlere gönderdiğiniz hediyye de geldi. Selâmetiniz için fâtiha okundu. Öğrendiğiniz yolu ve buradan elinize geçen nisbeti ve bunlar üzerinde hiçbirşey yazmamışsınız. Bunlarda gevşeklik olmakdan Allahü teâlâ korusun! Fârisi beyt tercemesi;
Onun hayâlinin bir ân görünmesi,
Güzellerle bulunmakdan dahâ tatlı.
Bu büyüklerin nisbetinden az birşey ele geçerse, onu az bilmemelidir. Çünki, başkalarının, yolun sonunda kavuşdukları, bu yolun başında ihsân olunur. Fârisi mısra’ tercemesi:
Gülbağçemi gör de, bahârımı anla!
Fekat, bu nisbeti taşıyanlara olan muhabbet ipiniz kuvvetli bağlanmış olunca, bu gevşeklikden dolayı üzülmemelisiniz. Çok kullanılmış olan pardesü gönderildi. Bunu arasıra giyiniz ve saygı göstererek saklayınız. Çok fâideler umulur. Bunu abdestli olarak giyiniz ve öylece vazifenize başlayınız! Kalbinizi tâm toparlıyabilirsiniz. Her mektûbunuzda, önce bâtındaki hâllerinizden yazınız! Bâtının hâlleri olmadan, yalnız zâhirin hâllerine kıymet verilmez. Fârisi mısra’ tercemesi:
Her ne olursa olsun, sevgiliden konuşmak daha tatlı!
Allahü teâlâ, bizi ve sizi, mi’râc gecesi gözleri ondan kaymayan, insanların efendisine «aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm» hem zâhirde hem bâtında uymak nasib eylesin! Fârisi mısra’ tercemesi:
İş budur, bundan başkası hiçdir!
İlâhî nedir bu aşk, yakdı dsmü cânımı? Bundaki zevk başkadır, duyulur izhâr olmaz. Ne tarafa giderim, bırakıp sultânımı.
Seni sevdi bu gönül, ölse ele yâr olmaz! seo fiyatları sizin iciin sundu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder