replika telefon ve madde ile kuvvet bilgisi

replika telefon ve madde ile kuvvet bilgisi

 evet sizlere  bugün en güzel bilgileri yazan replika telefon çok çalıstı ve replika telefon diyorki gayet muntazam olan içsel mekanizması vasıtasıyla idar uğunu zannederler" (Rudolf Wagner).Bu fikri önceki bölümlerimizde yeteri derecede reddettik.gûde yaratılış üzerine bölümlerimizde de bu gibi fikirlerin uzun uzadıya açıklayacağız. Olaylardan ve l^jdiselerden hiçbir yerde doğrudan doğruya ve belirli bir ^jj^anda meydana gelmiş bir yaratılış olmadığım anlayacağız. Ber şey teorinin aksini ispat eder. Kâinattaki sürekli faaliyet, jjyvveüerin değişimi, yeniden meydana gelen ve belirli bir süre şeklini değiştiren her şey buna delalet eder. [165]

"Ben şuna inamyorum ki, yaratılış teorisine inanmak için bütün diğer teorileri gözden geçirmeli ve bunların işe yaraınadığma hükmetmelidir. Çünkü bir mucize türünden olan böyle bir yaratılış kabul olunduktan sonra bilimsel tartışmalara artık hiç gerek kalmaz" (Kepler).
Bu eserde, itikat vadisinde de bazı şeyler araştırarak hem bilimi savunmak hem de kendilerine göre ihtiyaç haline gelen din fikirlerini tatmin etmek arzusunda bulunanlardan daha ziyade söz edemeyeceğiz. Biz kendi âletlerimiz vasıtasıyla incelenmesine muktedir olduğumuz âlemden söz ediyoruz ve hiçbir bilimsel sebep göremiyoruz ki, bize kendimizinkinden daha mükemmel bir âlem gösterebilsin. Böyle bir âleme inanmakta bir zevk ve teselli duyanlarm zevklerine ve tesellilerine karışmak gerçekten hakkımız değildir. Herkes canmm istediği gibi düşünmekte, hoşuna gittiği gibi tahayyülde serbesttir. Şu kadar ki, bu gibi kimselerin artık bilime veda etmeleri gerekir. [166]
Bilimle din iki farkh sahalardır ki, bilim daima dinin sınırma tecavüz ve onun arazisini istila etmeye çakşır. Bundan yüz sene önce pek geniş araziye sahip bulunan din sahası, bugün son derece daralmış ve bir müddet sonra müthiş bir hasmı olan bilime taç ve tahtım terk etmek üzere bulunmuştur.
"Din sahasında bilimsel tartışma caiz değildir. Çünkü bunlar birbirleri aleyhindedirler" (Virchovv).
İlahiyat üe tabiatın günden güne çoğalan ve genişli! bzanan gelişimleri birbiriyle yan yana ve sessize
r böyle bir bilimin zuhuru da o kadar imkânsîzjj' ^
* hiçbir teleskop vasıtasıyla hiçbir yerde
keşfedilemediği gibi, bundan sonra da keşfen /*^^ Çıplak bir hakikatte dinginlik ve mutlulul^ '
varsmlar itikatlara ve dinlere [167] başvursunlar p ı bir araştırma yapmak istenilirse, bulunacak şey • ibaret olur. Şu kadar ki, bizzat hakikat boş ve teseiij şey zannolunmamalıdır. Çünkü hakiki bir biliu^ kâinatta birçok şeylerin haraplığma mukaby^^^^^ ^
birtakımlarımn zuhuru kesindir.
Sokrates'ten ve
ziyade hakikati sevenler, garip bir tabiat âliminin herk^^^ vicdan taşımasına ve bunlardan biriyle itikat muhafaza eylediği halde, diğeriyle de bilime inanma ^ tavsiyesini önemli bir şey kabul etmezler. Çünkü iddia ikili metot ile "câri hesap" tutmaya benzer ki uygulamnası mümkün olsa da bilime uygulanamaz, ikili bir vicdan edinerek itikadi olan ihtiyacını da tatmin etnei isteyen kimse, mantığm her türlü itirazlarına gö^ hareketlermde serbest olabilir, fakat öyle garip bir iddian tecrübe, doğrulama, muhakeme gibi kesin geçitlerden geçeıd şekillenen bilime sokmaya kalkışamaz. İngiliz komşulammzijj hususta biz Almanlardan daha ziyade [168] serbest bulundulaı Birinci sebepler ve ikinci sebepler adı altmda esaslan ayıraıal bu mücadeleye son verdiler. Bu suretle birbirine zıt iki şey ya da birbirine karıştırılmak istenilen bilimle itikat ortadan kalkıyor. Her şey tabii bir yola giriyor ve sebeplerin birbirleriyle birleşmesine bir engel kalmıyor. Doğrusu ikincik sebep mutlaka birinci sebebin sonucudur ve kendi sonuoı üçüncü sebebi oluşturur. Fakat henüz ilk sebebi kimse keşfedememiştir ve bilim bunu keşfetmeye uj Şimdilik ikinci sebeplerden başkasım, yani ilk keşfetmenin imkânım göremiyoruz. İşte itikat denilen şey, çözümlenmesi mümkün olmayan bu ilk sebepler® muhayyilemizin derecesine göre tahayyül edilmek®'^^’' barettir. Bu konu bilimle ilişküi olamaz ve ikinci sebepler® ceşfi ve açıklamnasıyla ulaşan bilim adamları insanın kudtej
Kozmoğrafyamn ilerlemesi sonucunda insanlar • ki Güneş, Ay ve yıldızlar kendi kendilerine cisim" dir. Yoksa göğe asılmış ve gece gündüz VKi ikametgâhlarmı aydınlatmaya hizmet eden kandiller^^\ Dünya'nm da bu suretle nihayetsiz olan uzay içinde V milyonlarca yıldızlar arasmda gayet küçük bir meydana çıktıktan sonra, insanm pek çok serüvene muhayyüesi kendi çevresini kendine yeterli görmeyereif uzak ve başka âlemlere doğru çıkmak, yetişmek iste^j zaman birtakım uzak, parlak ve cennet gibi harikalarla h ^ diğer âlemler gözüne çarptı. Eterden oluşan mahlûj^ı'*" bulunduğu gezegenler ve oralarda madde yüküjıJ*'' kurtulduğu için bizim tâbi [ITI] olduğumuz kanunlara Jıî olmayan hayat sahipleri farzolundu. O zamana kadar arzmf^ bir "imtihan yeri" olduğunu iddia eden din ve itikat taraftariaj, bu keşiflerden istifadeye koşarak kendi öğrendlerine ve taraftarlarma dünyada çahşan ve ibadet edenlerin bu âlemlere intikal edeceğini ve iyi yerlerde bulunacağım, halbub çalışmayan ve dinsizlik edenlerin en kötü yerlere gideceğini söylüyordu. Hatta ciddi âlimler bile, yıldızdan yüdıza hızıyla hareket etmekten ve bu seyahatin ancak ruh vasıtasıyla mümkün olduğumdan söz ediyorlar ve ölenlerin ruhlanmn oralara gidebilmesi ihtimalini öne sürüyorlardı. Fakat unutuyorlardı ki, bu kadar baş döndürücü olan bir hıza rağmen bu tür seyahatlerin muhtaç olduğu zaman ve mesafe pek büyüktü ve yine uzay şiddetle soğuktu. Ciddi bir inceleme, tecrübe ve gözleme dayalı bir bilim henüz bu gibi delice tasavvurlarm icra edilemeyeceğini gösterir. Kesinle söyleyebiliriz ki, bizim etrafımızda bulunan bazı yakın kürelerde de tıpkı bizde olduğu gibi aym kuvvetler, aynı madde, [172] aynı kanunlar geçerÜdir. Astronomi ve fizik to hususta bize parlak ve bol bol deliller göstermişlerdir. En önce ağırlık meselesini inceleyelim; Tabiatm önemli bir kuvveti olan ve her türlü hareketleri, gökteki cisimlerin birbirleriy'f ilişkilerini idare eden bu kuvvet her yerde bir ve gene
Madde ve Kuvvet f Sadeleştirme...replika telefonreplika telefon yazdı ve sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder