replika telefon ile mahser bilgileri64

 replika telefon, replika, replika telefonlar


replika telefon ile mahser bilgileri64 bugün sizlere en güzel yazıları yazan  replika telefon diyorki Verundunın ha.samaklarma doğru u/anan heloıı hiı yol K.ınh ■ iki lıırufı uzun, yemyeşil ollarla kaplıydı. Sağ iaralia, \eıaıı<l,ıii(i, dibindeki çiğ düşmüş ollar ezilmişti. Çiylcr buliaıla şccckIi ama şu an ayak izleri hâlâ bariz bir şekilde e<,nıııııw.nlıı o hir çocuğuydu, iz sürmekten anlamazdı lllunter riıoıııp-.nıı'ı J.ı,,ı,' more Cooper'a tercih ederdi) ama biri bü> iik bin kus uk d olduğunu fark etmemek için kör olmak eerekivordu. (eeee bu ,u.ı .s iıp,,,,^ bakmışlardı. Bir anda ürperdi. Sinsice, \e.ssizte yaklaşabilmek n gitmemişti. Korkunun geri gelmesi ise ilaha da '.i: ’ ho/uunduYakın zamanda onaya yıkmazlar>a Ivıı yıkmalarım saylaıım ı,.di , cağım, diye düşündü. Bunu yapabileceğini diişimmek bile kendme ukm .ir,, ninin büyük bölümünü geri getirdi. Çanlasını sırıma asi: \e \ul.i koyul,|,, Öğle vakti Wclls'teki I. Karakoluna ıılaşiı. Va/ı iuı,ı auı, \ To/.lu yolda parlayan parayı olduğu yerde bırakarak euneu- dondu J,k.- |ij rayı yirmi dakika .sonra buldu \e bir replika telefon hipnozcunun ki 'sialıvmiş yıhı e,:iın.ı ayırmadan haklı. Parayı ağzına alınca Nailine hemen uikurmesim isiedı Lany üç kilomelrc sonra oını ilk kez ğönlii. Koca ma\ ilik, o ıjıııt inn-hcl ve yavaştı. Long Islanü'ın ölosinc uzanan ma\ ılikicn ı.ım.ııııeıı laik lıyJı. Okyanusun o kısmı, hir şekilde kasğisız. neredeyse eveıllı şıni') pııü nüyordu. Burada ise rengi koyu maviydi \e- dalgalar kıyıdaki kayalara hır biri ardına, şiddetle çarpıyordu. Vuımıria akı kadar yoğun kiıpuklei havaya sıçrıyor, ardından tekrar düşüyordu. Dalgalar kesiniisizcc kükrüyordu.
j^arry bisiklclİMİiı dcMck ;ıy;ıgını iııdiıdı vf ;i(,ıkl;ıy:ım;ıdi)'-ı İm lıt-yc ,, (jcvanıjsa doğru ytitüdd. Varmışlı, dctıi/in karayla lm|r<,ıi<d ycu; ^;aı. Burası doi’iınım somıydıı. Mıııası kaıaııın sonııydıı ;Vvakkabıları lüınscklcı- vc sa/lıklamı clıarmda hiıikmı adara yj> .^ekçanıurlu bir tarladan yc(,'li. /.cni>in, bcrckıtlli bir dem/ kokusu Kıyıya yaklaşırken ince lopi'ak (irtüsü yok oldu ve j’iaııilin çıplak kendini göslcrdi, Mainc’in nihai gerçeği olan grarıil. Marnlar ,;j,jaratarak masmavi, ber rrık gökyü/iinde uçuyordu, İJalıa drıce hiç .adarçok kuşu bir arada görmemişti. Onları i/lerken beyaz gli/,ı;llik-'■^iı I rağmen martıların leş yiyieiler olduğunu anladı. Aklına gelen bir
'i'i ;.ı .rjkıdüşüncc dile getirilemeyecek kadar korkunçtu, ama uzaklaştıra-
sın zihninde tamamen belirdi; Son günlerde didikleyecek mal/crne şimali.
Tekrar yürümeye başladı... ayakkabıları şimdi güneşin kuruttuğu ka--;n üzerinde gıcırdıyordu. Kayaların arasındaki çatlaklarda, kabuklu hayvanları vardı. Martıların, içlerindeki yumuşak ete ulaşabilmek M,aksekten kayaların üzerine bıraktığı hayvanların kabukları, şarapnel .-îlarıgibi etrafa saçılmıştı.
Bir dakika sonra çıplak burunda dikiliyordu. Denizden e.sen rüzgâr ^'^';Una I -bütün gücüyle çarpıyor, alnına düşen gür saçlarını havada savuruyor-I, yüzünü rüzgâra, mavi havanın o keskin, temiz, tuzlu kokusuna doğru j;;dı. Cam gibi mavi yeşil dalgalar yavaşça kıyıya yaklaşıyor, deniz, ta-;ş: yükseldikçe tümsekleri belirginleşiyor, tepe noktalarında önce bir u:;dkıvrımı beliriyor, ardından genişliyordu. Zamanın başlangıcından : olduğu gibi intihar edercesine kayalara çarpıp kendilerini, aynı za-! rdakaranın çok çok minik bir parçasını yok ediyorlardı. Su, .son bir yıl doyularak oluşmuş, yarı batık kaya kanalının derinliklerine doğru -'.•rricen öksürüğe benzer, sarsıcı bir gürültü çıkarıyordu.
Önce sola, ardından sağa baktı ve aynı şeyin her iki yönde de göz ."idiğince gerçekleşmekte olduğunu gördü... dalgalar, köpükler, sıçra-‘3İar ve nefesini kesen sonsuz renk, karanın .sonundaydı.
kendini biraz zayıf düşmüş hissederek kayanın kıyısına oturup itlannı a.şağı sarkıttı. Orada en azından yarım saat oturdu. Deniz
Çamurlu tarladan geri dönerken kendi düı^üncelerine öylesjnp mıştı ki yükselen çığlığın yine marlılardan geldiğim zannetti. Buçı^||. bir insandan geldiğini büyük bir korkuyla anladığında başını göğe(;j|jj mıştı bile. Bir savaş çığlığıydı.
Bakışları hızla a.şağı indi ve genç bir çocuğun, bacak kasları yolun karşısından ona doğru koşmakla olduğunu gördü. Bir elinde biiyüi; bir kasap bıçağı vardı. Şortu dışında üzerinde hiçbir şey yoktu, bacaklar, böğürtlen çalılarının sebep olduğu çiziklerle doluydu. Arkasında, yo)a„ karşısındaki çalılar ve ısırganotları arasından çıkan bir kadın vardı. So). gun görünüyordu, gözlerinin altında koyu renk
"Joe!” diye bağırdı kailin bu kez daha yüksek, ümitsiz bir ses tonuyla. Joe aradaki mesafeyi kapatarak koşmaya devam etti.
Larry tüfeğini bisikletinin yanında bıraktığını düşünecek fırsatı.ınca buldu. Çocuk üzerine çullanıverdi.
Çocuk bıçağı geniş bir yay çizerek indirirken Larry’nin felcinden eser kalmamıştı. Yana bir adım attı ve hiç düşünmeksizin sağ ayağını kaldırarak tekmesini çocuğun diyal ramına gömdü. İçinde sadece acıma hissi vardı: Çocukta direnecek kuvvet yoklu, çöp gibi yere yığıhverdi. Vahşi ve saldırgan görünüyordu, ama ağırsiklet olduğu söylenemezdi.
Çocuk tısladı ve homurdanarak bir hindi gibi gulu guluya benzer sesler .İmardı, Üsldudağı gerildi ve dişleri ortaya çıktı. Çekik gözleri, Larry’nin-|j|jre dikilmişti. Ayağını çocuğun bileğine bastırmak, yaralı ama hâlâ jıipciil bir yılanı zaptetmeye çalışmaya benziyordu. Çocuğun, elini kur-ıjfinaya çalıştığını hissediyordu. Derisinin yüzülmesi, bileğinin ezilmesi, jjjiia kemiğinin kırılması çocuğun zerre kadar umurunda değil gibiydi.
^niden yarı oturur bir pozisyona geçti ve kot pantolonunun ıslak, kalın kumaşı üzerinden bacağını ısırmaya çalıştı. Larry bileğine biraz dahabas-iıfinca çocuk bir çığlık attı... acı değil, isyan haykırışıydı.
“Bırak dedim çocuk.”
Joe debelenmeye devam etti. Nadine üstü başı çamur içinde, nefes rzfese, yorgunca sendeleyerek yanlarına gelmeseydi bu çıkmaz Joe bıçağı pııakana veya Larry çocuğun bileğini kırana dek devam edebilirdi.
Larry’ye hiç bakmadan dizlerinin üzerine çöktü. “Bıçağı bırak,” ıjediyumuşak, ama son derece kararlı bir sesle. Yüzü terli, ama sakindi. Joe'nun hatları çarpılmış gergin yüzünün sadece birkaç santim ötesindey-IÇocuk ısıracakmışçasına bir köpek gibi ona doğru atıldıktan sonra de-klenmeye devam etti. Larry dengesini korumaya çalışıyordu. Çocuğu bı-liacak olursa muhtemelen önce kadına saldıracaktı.
“Bıçağı... bırak... dedim!” dedi Nadine.
Çocuk hırladı. Sıkılmış dişlerinin arasından tükürük sızdı. Sağ yasağında .soru işareti şeklinde bir çamur lekesi vardı.
“Dediğimi yapmazsan .seni bırakırız Joe. Bırakırım. Onunla giderim.”
Larry ayağının altındaki kolun daha da gerildiğini, ardından gevşediğini hissetti. Ama çocuk, kadına öfkeyle, kırgınlıkla, suçlayan gözlerle tai'iyordu. Bakışlarını Larry’ye çevirince Larry gözlerindeki alev alev iıskançlığı gördü. Bütün gözeneklerinden ter boşanıyor olmasına rağmen ' ImMışlan görünce içi buz kesti.
Kadın sakince konuşmaya devam ediyordu. Kimse onu incitmeyecek-iKı'mseonu bırakmayacaktı. Bıçağı bırakırsa herkes arkadaş olabilirdi.
l.aııy o eski, kendini savunan .sözcüklerin tekrar dilinin ucuna geldiğim Insselıi luışka seçeneğini yoktu, benim kabahatim yok dinleyin l'ayan, çoeuk beni öldilrmeye çalıştı- çünkü o üzgün bakışlardaki yargi„ okuyabildiğini dilsilnilyordn: ,Sen iyi biri değilsin.
.'\niii biçbiı ,şey söylemedi. Durum ortadaydı ve onu öyle davranmaya çoeuk /oıiaımşlı, Kollarını dizlerine dolayıp, başparmağını emerek yeri oluıau çocuğa baklı ve (lıııuma çocuğun yol açtığından şüphelendi. Çokdahıi kötü bil şekilde sonuçlanabilir, içleriıulcn biri yaralanabilir, hatla ölebilirdı.
llıçbıı şey .söylemeyerek kadının buğulu gözlerine baktı ve dü.şürıuı.. S.mırnn değ,işlim. Hiı şekilde, Ne karlar olduğunu bilmiyorum. Barry Gri-eg’in bil zamanlar l.os Angeles'ian bir gitarist hakkında söylediklerini hatırladı. İsmi ,lory Haker’dı ve daima lam vaktinde gelir, hiçbir provayı kaçırmaz ve seçmelerde tek bir bala |yile yapmazdı. Göze çarpan bir yetenek. Angııs Young veya lüldie Van I lalen gibi i\ i bir gitarist değildi, amayete-ıınee iyiydi, llaııy'nin anlattığına göre Jory Baker bir zamanlar Span adımla, çoğu kişinin o .senenin en başarılı ismi olacağına inandığı birgnı-bun lirleriydi. Cıecrlenee'm ilk rlönemlerine benzer bir tarzları vardı; sen sağlam gilar ve roek aıul roll. ,'şarkıların çryğtııuı .lory Baker yazıyor, kendisi seslendiriyordu, Soma bir iralık kazası geçirmiş, kemikleri kırılmış ve lıaslanede lonla ilaç almıştı, (jklığınrbı, ".lobn Prine" adlı parçasında dediği gibi kalasımla çelik bir plak.ı, sırlındaysa bir maymun vardı. Deme-ıryCrlen eroine geçiş yapmışlı. Birkaç kez yakalanmıştı. Bir süre sonra metro isiasyonlarnula üç beş ktıı uş için gilar tıngırdatan bir müptela haline gelmişti. Anlından bei nasılsa, on sekiz aylık bir dönemin ardından temizlenmeyi başarmış ve öyle kalmıştı. Kaybı höyüktü. Başarılı
,^rjç yana, herhangi bir grubun bile lideri değildi, arrıa prova-^ nican» voklinde geliyor ve hiçbir seçme sırasında hata yapmıyordu.
^^-yru^’u>v>rdu. ama kolunun içindeki iğne i/.lcrinin tümü yok ol-^ ptğef tarafa ula.^mayı başardı, demişti Harry fjricg. Hepsi buydu. '^jjjıi’Jar olunan kişiyle şu anki arasındaki geçiş ddnernindc neler ol-Çtnıse bilemezdi. O hüzünlü yalnızlık cehennemini kimse analiz l>iŞİ^tnün haritası yoktu. Sadece... diğer tarafa ulaşılırdı.
Şa via ulaşılamazdı.
rŞj-şetikJe değiştim, diye düşündü Larry donukça. Diğer tarafa ulaş-, Jaraşardım.
?er. Nidine Cross." dedi kadın. “Bu da Jfxr. 'rarııştığımı/.a memnun "LiTy L'ndenvood."
Duramun tuhaflığı karşısında hafifçe gülümseyerek el sıkıştılar.
'Hadi yola yürüyelim.” dedi .Nadine.
Yis yana yürümeye başladılar. Larry birkaç adım sonra omzu üze-•.,«! seriye. ginikJerini fark etmeyerek başparmağını emmeye devam îîike'ya boku.
"Gefecektir.” dedi kadın usulca
lere benziyor." ndi eviydi, ka-dum. Bir sıçan ıbaha dek, onu z silkti. Bluzu curumaktaydı. yi çıkarıp attı, ahatsız ediyor Sanırım bu
“Bugünlerde hiçbir şey kolay değil.”
Larry düşündü. Joe yol kenarında oturmuş, deniz rengi gö/l(;r(yj,.,„ lara bakıyordu. Arkalarında gerçek deniz, sabırsızca kayaları dfivtiyı, boşlukları doldurarak gürüldüyordu.
“Pekâlâ,” dedi. “Bence tehlikeli denecek kadar yumuşak kal()jj.,i,| ama... öyle olsun bakalım.”
“Teşekkür ederim,” dedi Nadine. “Davranışlarından ben sonım:! olacağım.”
“Beni öldürdüğü takdirde bu dediğin inan içimi çok rahatlatacak.
“Öyle bir şey olursa izini kalbimde ömrüm boyunca taşıyacağırtı, dedi Nadine ve hayatın kutsallığına dair sarf ettiği sözlerin çok yakın bu gelecekle su yüzüne çıkıp onunla alay edeceğinden bir an son dertte emin oldu ve soğuk bir rüzgâr çarpmışçasma ürperdi. Can almayacağım, llavır Asla öldürmeyeceğim.
O gece Wells Halk Plajı’nın yumuşak beyaz kumlarının üzerinde kamp kurdular, Larry son gelgitin sınırını işaret eden yosunlar üzerinde büyük bir kamp ateşi yaktı. Joe, onu ve Nadine'i karşısına alarak ateşin diğer tarafına oturmuş, ateşi ufak dallarla besliyordu. Bazen uzunca bir sopanın ucunu alev alana dek ateşin üzerinde tutuyor, ardından tek bir düğüm günü mumuymuş gibi havaya kaldırarak kumsalın diğer tarafına gidiyordu. Kamp ateşinin dokuz metre çapındaki aydınlığından çıkana kadar onu izliyorlar, replika telefon sonra sadece meşalesinin, rüzgârın canlandırdığı alevini görüyorlardı. Denizden gelen esinti şiddetlenmişti ve son birkaç günde olduğundan çok daha serindi. Larry süpergribin Ne\v York'u bir yük treni gibi vurmasından hemen önce annesini ölmek üzereyken bulduğu yağmurlu günü hatırladı. Gök gürlüyor, beyaz perdeler deli gibi uçuşuyordu. Hafifçe ürperdi ve rüzgâr, spiral bir alevi yıldızlarla kaplı kara göğe doğru hafifçe yükseltti. Kıvılcımlar daha da yükseğe uçuşup karardı. Hâlâ uzakta olan, ama annesini sayıklar halde yerde yalar bulduğu o haziran günüyle kıyaslandığında daha yakın olan sonbaharı düşündü. Titredi. Kuzeyde,replika telefon sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder