replika telefon ile bilgiler3 bugün replika replika telefon sizin icin en güzel yazılarını sizlere sunuyor ve replika telefon diyorki a)el-Bâcî, Muvatta’ şerhinde şu açıklamayı yapıyor : Bu satışın fâsid olmasının sebebi bedellerden bir tekine karar verilmeden bitirilmiş olmasıdır. Îbnü’l-Mevvâz’ın îmam Mâlik’ten naklettiğine göre her iki taraf da muhayyer olursa, yani bedellerden bi
26 / VÂDE FARKI VE KÂR HADDİ
Tisiyle alıp almamakta serbest kalırda satış câizdir... İsa, îb-nü’l-Kasim’den şu açıklamayı da nakletmiştir: Konuşma îcâb ve kabul şeklinde olmaz da pazarlık şeklinde olursa; yani müşteri «şu malın kaçadır?» diye sorduğunda satıcı «peşin bir dinar» der; müşteri «vâdeli kaça veriyorsun?» dediği zaman «iki dinara» der ve müşteri de bu iki fiattan birisine karar verip satın alırsa bu caizdir.
bİmam Mâlik’in talebesi arasında mümtâz bir yeri bulunan İbnü’l-Kasim ile öğrencisi Kadı Sebnûn arasında şu konuşma geçiyor:
Sehnûn:
—Yanında bir mal bulunan birisine gelsem ve kaça sattığını sorsam o da: «peşin elliye, veresiye yüze» dese, ben malı veresiye yüze veya peşin elliye almak istesem bu İmam Mâlik’e göre caiz midir?
—Mâlik’in dediği şudur: Eğer satıcı isterse satar, isterse satmaz; alıcı da ister alır ister ise almaz durumda olurlarsa câizdir. İkisinden birisi veya her ikisi muhayyer değil ise bu mekruhtur; bunda hayır yoktur.
2— Muhaddis Tirmizî Sünen’de Hadîsi rivayet ettikten sonra şu açıklamayı yapıyor:
Bazı âlimler «bir satış içinde iki satışı» şöyle açıklamışlardır: Birisinin şu elbiseyi peşin ona, veresiye yirmiye sattım deyip de bu iki satıştan birisine karar verip a5nrılmamalarıdır. Eğer bu ikisinden birisine -karar verip böyle- ayrılır iseler câizdir. (^s)
Îbnü’l-Arabî hadîsin şerhinde altı ayrı açıklama veriyor ve bu arada şunu kaydediyor: Ebû Hanife şöyle demiştir: Eğer «bu (mal) peşin şu kadara yahut veresiye şu kadara» der ve bu iki satıştan birisine kesin karar vererek ayrılırlar ise bu caizdir.
3— Şemsü’l-eimme es-Serahsî el-Mebsût’un iki yerinde meseleye temâs etmiştir.
Bunlardan birisinde gerekli açıklama yapılmamış sadece «peşin şu kadara, veresiye şu kadara diye satması caiz değildir» den
Bâcî’nin nakline göre İmam Ebû Hanife ve Şâfiî tek fiata karar verip ayrılırlarsa satış caizdir; muhayyer ayrılırlarsa caiz değildir, demişlerdir.
el-Bâcî, el-Münteqâ. Mısır, 1332, C. V, s. 39-40.
Sehnûn b. Sa'îd, el-Müdevvenetü’l-Kübrâ, Mısır, 1323, C. IX, s. 151. Sünen maaşerh İbnü’l-Arabî, C. V, s. 240.
ALIŞ-VERİŞTE VÂDE FARKI / 27
miştir.Bu kısa ve mutlak ifâde yanlış anlaşılma sebebi olmuş; Serahsî’nin vâde farkı ile satışı caiz görmediği zannedilmiştir. (»O
Diğer yerde gerekli açıklama yapılmış ve maksadın vâde farkı olmadığı anlaşılmıştır:
Bir kimseye «şu vâdeye kadar şu fiata, peşin şu fiata» derse veya «bir ay vâde ile şu fiata, iki ay vâde ile şu fiata» derse bu satış fâsiddir; çünkü belli bir fiat ve bedel karşılığında alış-veriş yapılmamış, bedel kesinleşmemiştir ve çünkü Rasûlüllah (s.a.v.) bir satış içinde iki şartı yasaklamıştır, bu örnek de onun tefsiridir. Şer'î akidlerde böyle mutlak yasaklama (nehiy) fesâdı gerektirir. Ancak bu hüküm o şekilde ayrılmalarına bağlıdır. Eğer aralarında anlaşır, belli bir (tek) fiat biçmeden ayrılmaz ve bu tek fiat üzerine (meslâ vâdeli şu kadara sattım, aldım diyerek) akdi bitirirlerse bu caizdir; çünkü bu takdirde akdin sahih olmasının şartını (ki bedelin muayyen ve sahih olmasıdır) yerine getirmeden ayrılmamış olurlar, (^s)
4— Hidâye müellifi el-Merginâni akdi şartlardan bahsederken «bir akid (safka) içinde iki akid» Hadisini naklediyor ve buna örnek olarak da «satıcının bir ay kullanmak şartıyla bir köleyi, içinde ourmak şartıyla bir evi satması yahut da satın alanın hediye veya borç vermesini şart koşmasını» gösteriyor.
Fethu’l-Kadir ismiyle Hidâye’yi şerheden İbnü’l-Hümâm, Hadisin tahricini (kaynak incelemesini) yaptıktan sonra müellifin hadisi tefsirini uygun buluyor ve bir başka tefsiri şöyle tenkit ediyor: Ebû Ubeyd el-Kasim b. Sellâm hadisi «bir kimsenin diğerine, bunu sana peşin şu kadara, veresiye şu kadara satıyorum demesi ve bunun üzerine ayrılmalarıdır» şeklinde tefsir etmiştir. Halbuki İbn Hibbân’ın «bir akid içinde iki akid ribâdır» şeklindeki mevkuf rivayeti Merğinâni’nin tefsirini desteklemektedir; çünkü bu tefsir hem daha faydalıdır, hem de akla daha yakındır; zira fiatın peşin olması halinde bin, veresiye olması halinde iki bin olmasının ribâ ile alâkası yoktur. Satıcının kullanma veya oturmayı şart koşması ise bunun aksine ribâ mahiyetindedir. (3^)
İbnü’l-Hümâm’ın bu açıklaması çok vâzıh bir şekilde onun vâde farkını câiz gördüğünü göstermektedir.
30) el-Mebsût, C. XIV, s. 36.
37)Celâl Yıldırım, adg. es., s. 14-15.
38)el-Me
Fethu’l-Kadir, Bulak, 1316, C. V, s. 215-218. İbnü’l-Hümâm burada «bir satış (beyi’) içinde iki satış» ile «bir akid (safka) içinde iki akdin» farklı olduğunu, safka’nın daha geniş bulunduğunu, bey’in de safka’nın bir nev’i olduğunu ifade ediyor. Bu sebeple biz de «safka»yı «akid» diye terceme etmeyi uygun bulduk.
28 / VÂDE FARKI VE KÂR HADDİ
5- Bu mevzûda «Şifân’l-ğalîl fî hükmi ziyâdeti’s-semen u mücerredil-eceb) ismiyle bir risale yazdığını ve burada meseleyi, kendisinden önce yapılmamış bir ölçüde incelediğini haber veren Muhammed b. Ali eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr isimli eserinde bir hulâsa yapmıştır. Kendisinden sonraki Hadîs şârihlerine de kaynak olan bu hülâsayı biz de biraz kısaltarak naklediyoruz:
Şevkânî’nin hadîslerini şerhettiği el-Münteqâ’da şimdiye kadar gördüğümüz ve mevzûumuz ile alâkalı iki hadîsten başka bir rivayet daha yer almaktadır. Ebû Dâvûd’un Ebû Hüreyre kaynaklı olan bu rivayeti şöyledir: «Kz'm bir satı^ içinde iki satış yaparsa ya az olan bedeli alır veyahud da fâiz olur.y)
Şevkânî Hadîs mütehassıslarına dayanarak bu rivayetin mevsuk olmadığını, diğer iki rivayetin ise mevsuk ve sahih Olduklarını ifade ediyor. Ayrıca İbn Raslân’ın bu rivayetle alâkalı bir açıklamasını veriyor ki şöyledir: «Bir adam diğerine bir ay sonra bir ölçek buğdayı teslim etmesi için bir dinar veriyor, müddet dolup satıcı buğdayı tedârik edemeyince şöyle diyor: «Benden alacaklı olduğun bir ölçek buğdayı bir ay vâde ile bana iki ölçeğe sat» İşte bu takdirde bir satış içinde iki satış olur ve eğer iki ölçeği alırsa ribâ tahakkuk eder...»
Şevkânî hükmün münâkaşasına ve mezheplerin görüşüne intikal etmeden Şâfiî’nin hadislerle ilgili iki tefsirini veriyor. Bunlardan birincisi «peşin şu kadara, veresiye şu kadara...» şeklinde olandır ve biz onu ileride ele alacağız. İkincisi ise «Evini bana şu kadara satman şartı ile şu köleyi sana bin’e sattım» şeklindedir.
Sonra Şevkânî şöyle devam ediyor: Hadîsin «Peşin şu kadara veresiye şu kadara» şeklindeki tefsirine dayanarak Zeynelâbi-dîn Ali b. el-Hüseyn, Nâsır, Mansûr-billâh, Hâdeviyye ve İmam Yahyâ gibi müctehidler «vâde sebebiyle bir şeyin o günki fiatm-dan fazlasına satılması haramdır» demişlerdir. Buna mukâbil Şâ-fiîler. Hanefîler, Zevd b. Alî, Müeyyed-billah ve cumhûr câiz olduğunu gösteren delillere dayanarak bu satışın cevâzma hükmetmişlerdir ki kuvvetli olan görüş de budur. Çünkü birinci grubun dayanağı Ebû Dâvûd’un rivâyet şeklidir. Bu rivayet mevsuk değildir. Meşhur olan rivayet «bir satışta iki satışın yasak edildiği» dir. Bunda ise onların istediği delâlet yoktur. Kabul etsek ki onların dayandığı rivayet sahihtir; yukarıda naklettiğimiz İbn Raslân’-m tefsiri de bir ihtimaldir ve bu ihtimal mevcut oldukça mezkur rivâyeti, münâkaşa mevzûunda delil olarak kullanamazlar. Sonra şu da var ki, o rivâyet olsa olsa «peşin şu kadara, veresiye şu kadara» şeklinde olan satışı menetmektedir. Yoksa daha başta «ve
VÂDEÜ SATI$1N CEVÂZI / 29
resiye şu kadara aldım» derse ve bu da o günkü piyasa fiatından fazla olursa Hadîs bunu menetmiyor.
6— Tirmizî şârihi Mübârekfûrî (^i), Ebû Dâvûd şârihi Mu-hammed Eşref el-Azîmâbâdî (^2), Bulûğu’l-Meram şârihi Sıddık Hasen Han ('*3) Şevkânî’nin mütalaalarım aynen naklettikten sonra O’nun görüşüne katılıyorlar.
7— Alî Nâsıf et-Tâc’ın dipnotlarından birinde hadîsle alâkalı tefsirleri naklettikten sonra şöyle diyor: «Eğer müşteri bu iki şekil ve fiattan birisini tercih ederse (meselâ «şu kadara peşin alıyorum» veya «şu kadara vâdeli alıyorum» derse), vâde sebebiyle günün peşin fiatından fazlasına satmayı caiz gören cumhûra göre (fukahânın ekseriyetine göre) bu satış caizdir. (<4)
8— Elmalılı Muhammed Hamdi Efendi Tefsirinde meselemize temâs ile şu mütâlâayı serdediyor:
«Beyi'deki veresi -peşüı farkına gelince, eğer alman- verilen be-deleyn bir cinsten değil iseler bunlar herhangi bir akidde yekdiğerine tekâbül ettirildikleri ve yalnız birbirleriyle ölçüldükleri zaman aralarında tefâdul farkına imkân yoktur. O tefâdul bu mü-bâdelede değil akidden hariç olan üçüncü bir mikyasa nazaran sâbit olabilir. Bunun için yalnız bir akdi bey’i hiç bir zaman ribih ifâde etmez. Beyi'de ribih, birşey üzerine tevâli-i ukudun neticesidir. Tüccar da böyle ukud-i mütevâliye ile iştiğal edendir. Meselâ on kuruş şu anda ve şu akidde bir okka buğdaya tam mukabil olabildiği gibi diğer bir gün ve diğer bir akitde on okka buğdaya tekabül eder ve kuruş ile buğday arasında cinslerinin ve menfaatlerinin tehalüfünden dolayı tarefeyn her zaman için seve seve hakîkî bir mübâdele yapabilir ve hiç biri maksadına nazaran bir şey zayi’ etmiş olhıaz. Bu, bunlardan birisine bir kâr te’min etmiş olursa o kâr yalnız bundan değil, bununla daha evvelki bir akdin mukayesesindendir. Yani on okkayı on kuruşa satan ihtimal ki mukaddema unu beş kuruşa almıştır. Bil’âkis bir okka unu on kuruşa satan da yirmi kuruşa almış olabilir. Ve beyi’ suretiyle muame-lât-ı ticâriyyedeki kâr ü zarar hep böyledir. Yoksa eşyâ-yı muhtelife arasındaki bir mübâdele re’sen ve bizzat düşünüldüğü zaman ne kâr, ne zarar tasavvur edilemez, ancak bir teâdül düşünülebi-
40)Neylü’l-Evtâr, Tab’ul- Halebi, C. V. s. 171 -173.
41)Tuhfetü’l-Ahvezi, C. IV, s. 428.
42)Avnu’l-Ma’bûd, C. IX, s. 335.
43)Miskü'l-hltâm, Hind tab’ı, fârisî, C. II. s. 17.
44)et-Tâcu’l-Câmi' li’l-usûl, Mısır, 1961, C. II, s. 206.
30 / VÂDE FARKI VE KÂR HADDİ
lir ve öyledir. Diğer esbâb-ı fesad bertaraf edilirse mahiyyet-i bey’ böyledir. (^s)
Elmalılı merhum alman ve satılan şeylerin aynı cinsten olmamaları halinde faizden bahsetmenin mümkün olmayacağmı tesbit ettikten sonra, para ile eşyanın mübadelesinden ibaret olan satış akitlerinde vâde farkının caiz olduğunu ifade etmektedir. Çünkü faiz aynı cinsten olan iki şeyi -biri diğerinden fazla olarak veya eşit fakat veresiye olarak- satış yoluyla değişme halinde gerçekleşebilir. On lirayı onbir lira ile değiştiğimiz zaman bir liranın karşılığı yoktur ve ribâdır. Amma bir elbiseyi peşin veya veresiye yüz liraya aldığımız zaman bunun bedeli yüz liradır, aynı elbiseyi yüzelli liraya aldığımızda da bedeli yüzelli liradır; burada cinsler aynı olmadığı için birinin diğerine nisbetle fazlalığından bahsedilemez; fazlalık olmayınca da ribâ tahakkuk etmez. Ancak fâ-hiş fiat tahakkuk edebilir. Bu mevzûu ileride tekrar ele alacağız.
Buraya kadar vâde farkım açık ve kesin olarak caiz görenlerin görüş ve delillerini vermiş olduk. Aşağıda ise ya üstü kapalı yahud da dolaylı bir şekilde caiz görenleri sıralayacağız.
B — vâde Farkını Dolaylı veya Kapalı Bir Üslûpta Caiz Görenler:
1— Şâfiî’nin talebesi arasında mümtâz bir yeri bulunan el-Müzenî, üstâdmdan naklediyor:
«Bir satış içinde iki satışın» iki şekli vardır: Birisi «sana şu köleyi peşin bine veya bir sene vâde ile ikibine sattım; bunlardan hangisini sen ve ben istersek satış ona göre bitmiştir» demek sureti ile olur. Bu, bedeli meçhul olan bir satıştır. Diğer şekli de şeyledir: «Sen bana evini bine satman şartıyle ben de şu köleyi sana bine sattım.» (46)
Gerek Şâfiî ve gerekse Müzeni burada daha fazla açıklama yapmamışlardır. Ancak Şâfiî’nin «bu bedeli meçhul olan bir satıştır» demesi O’nun maksadına delâlet etmektedir. Fesadın sebebi «bedelin meçhul olması»; bunun sebebi de iki şekil ve bedelden birisine karar verilmemiş bulunmasıdır. Eğer meselâ «veresiye iki bine sattım, aldım» deselerdi bedel meçhul olmayacak ve satış caiz olacak idi. Nitekim Tirmizî Sünen’inde Şâfü’nin tefsirini naklettikten sonra «bu belli bir fiata karar vermeden ayrılmadır; alan ve satan akdin hangi şekil ve bedel üzerinde bittiğini bilmemektedirler» demiştir. (4’) Şâfiî’lerden İbn er-Rif’a da Kadî’den şunu nakletmiştir. «Bu mesele satışm mübhem kalmış olması faraziye-
45)Hak Dini Kur’ân Dili, s. 965 vd.
48)el-Muhtasar, Mısır, bilâ târih, C. II, s. 204.
47) Sünen maa şerh İbnü’l-Arabî, C. V, s. 240-241.
VÂDELt SATIŞIH CEVÂZI / 31
sine bağlıdır. Eğer alan «Ben peşin olarak bine; veya veresiye olarak iki bine kabul ettim» dese (bunlardan birisini söylese) satış caizdir.» (“»s) imam Şafiî’nin bir malı günün fiatmdan eksik veya fazlasına satmanın cevazına hükmettiğini de el-Umm isimli eserinden öğreniyoruz, (‘‘o) Bu açıklamalardan sonra İmam Şafiî’nin maksadınm «vadeli satışı menetmek» olmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
2— Büyük Şafiî fakîh Ebû İshak eş-Şîrâzî mezkûr Hadîse temasla şu açıklamayı yapıyor: «Peşin bine veya veresiye iki bine sana sattım» derse bu satış bâtıldır; Çünkü bu akit muayyen bir bedel üzerine yapılmamıştır; tıpkı «sana şu iki köleden birisini sattım» demek gibidir, (so) Bu son örnek için İmam Mühammed de «fâsid» tabirini kullanmıştır. (5>)
Burada satışın bâtıl veya fâsid olmasının sebebi (illeti) birinci örnekte bedelin, ikinci örnekte satılan şeyin muayyen olmamasıdır (akitte cehâlet vardır); yukarıda geçen açıklamalardan anlaşıldığı üzere bazı müctehiJlere göre aynı mecliste, bazılarına göre ise bilâhare fiat veya satılan şey tayin edilirse satış câiz ve sahih olur. (52)
Esasen akdin, onu ifsâd eden âmil ortadan kalkınca sıhhat kazanacağı, caiz olacağı bir fıkıh prensibidir. (52)
3— İbn Hazm «bir satış içinde iki satış» Hadîsini izâh ederken diğer tefsir ve örnekler yanında «peşin iki dinara, veresiye üç dinara» örneğini de veriyor ve «bütün bunlar haramdır... Böyle bir satış ta, bedelin az olanını kabul ederlerse caiz olur meâlinde-ki hadîs de mensûhtur» diyor. (54)
Bu ifade ilk bakışta İbn Hazm’m satışta vâde farkını câiz görmediği intibâmı verebilir. Halbuki eserinin diğer bölümlerindeki sözleri ve hükümleri göz önüne alınınca maksadınm vâde farkı olmadığı, bedelin meçhul kalması sebebiyle bu hükme vardığı anlaşılmaktadır. Nitekim günün fiatmdan fazlaya satıştan bahsederken bunun caiz olduğunu açıkça ifade ettikten sonra Mâlikîlerin (fazlasına satarsa caizdir, eksik fiatla satarsa caiz değildir» şeklindeki görüşlerini münâkaşa ve reddediyor. (5s)
(48) eş-Şevkânî, adg. es., C. V. s. 172.
49)C. III, s. 68 vd.
50)eş-Şlrâzî, el-Mühezzeb, Mısır, 1959, C. I, s. 273.
51)el-Câmi’u’l-Kebîr, neşrü’l-Efgânî, Mısır, 1356, s. 230.
52)el-Kâsânî, Bedâyi'u’s-Sanâi', Mısır, 1328, C. V, s. 137, 156.
53)el-Mevsılî, el-lhtiyâr, C. II, s. 26.
54)el-Muhallâ, el-Münîriyye, 1351, C. IX, s. 15.
55)adg. es., (aynı eser), C. IX, s. 40 vd.
32 / VÂDE FARKI VE KÂR HADDİ
Kezâ bir kimsenin bir malı veresiye sattığı kimseden aynı gün daha az bir bedel ile peşin olarak alması mevzûunu tartışırken bunun caiz olduğunu söylüyor ve karşı görüşleri reddediyor, (se)
Bütün bunlar İbn Hazm’in yukarda geçen ifâdesinden maksadının vâde farkını menetmek olmadığını, bedelin tayin edilmemiş olması sebebiyle bu hükme vardığını göstermektedir.
4— Hindiyye ve Âlemgîriyye diye anılan meşhur eserde şartlı satıştan bahsedilirken opeşin şu kadara, veresiye şu kadara» ve «bir aya kadar şuna, iki aya kadar şuna» örneğine yer yerilmiş ve bunun caiz olmadığı, akdin fâsid olduğu ifâde edilmiştir. (®^)
Aynı ifâdeye el-Bezzâziyye adiyle meşhur fetvâ mecmûasında da yer verilmiştir, (s»)
Bu kitapların esaslı kaynaklarından birisi el-Mebsût’tur. Söyledikleri de el-Mebsût’da aynen mevcuttur. Müellifleri Serahsî’ye muhâlefet edecek derecede değillerdir. Bu karinelerle fetvâlannı el-Mebsût’daki kayıt ve açıklama içinde anlamak gerekir. Hatırlanacağı üzere orada fesad «bu iki şekil ve bedelden birisine karar verilmeden ayrılmış olunmasına» bağlanmış; birisine karar verildiği takdirde satışın caiz olduğu söylenmiş idi.
5— el-Kâsânî «bir satış içinde iki satış» ve «bir satışta iki şart» hadîslerine örnek olarak «şunu sana ya bir ölçek buğday veya iki ölçek arpa karşılığmda sattım» ve «şu köleyi sana bir yıl vade ile bin dirheme, yahut iki yıl vâde ile bin beşyüz dirheme sattım» cümlelerini vermiş ve bu satışların «bedel meçhul olduğu için» câiz olmadığını, fâsid olduğunu ifade etmiştir. (5») Şu halde akdd bitmeden tek fiat üzerinde anlaşma olur ve satış buna göre yapılırsa cehâlet ortadan kalkacak ve satış caiz olacaktır. Vâde farkı satışın câiz ve sahih olmasına mâni değildir. Kâsânî bir başka münâsebetle «vâde rağbet edilen bir şeydir; görmez misin ki vâde sebebi ile fiat arttırılır» diyerek bu anlayışımıza sarâhat getirmiştir. replika telefon sundu.
Sayfalar
- Ana Sayfa
- Replika Telefonlar
- Kore Mali Telefonlar
- reklam panosu fiyatlari
- Cep Telefonu Fiyatlari
- Cep Telefonu Modelleri
- Seo Fiyatlari
- Seo Çalişmasi
- Spot İphone
- Spot Samsung
- Spot Telefon
- replika samsung s4
- replika samsung note 3
- replika samsung s5
- replika samsung note 4
- birebir ürünler
- replika telefonlar
- Cuval
- Big bag
- replika telefon ve google link
- ucuz canta modelleri ve fiyatlari
- ikinci el satilik cep telefonlari
- cep telefonu dokunmatik ekran tamiri fiyati
- Samsung İphone Cep Telefonu Modelleri
- Replika Telefon > Modelleri, Siteleri, Fiyatlari
- Replika Samsung S8 Edge > Cep Telefonu, Fiyatlari
- Replika İphone 8 Plus > Ucuz Fiyatlari
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder