spot telefon ve seo çalışması,ndan islam bilgilsi3

 spot telefon


spot telefon ve seo çalışması,ndan islam bilgilsi3 bugün spot telefon ve seo çalışması sizlere islam hakkında güzel yazıları sizler icin sunuyor sizin icin güzel yazıları hazırlamaya devam ederken
spot telefon ve seo çalışması cok calıstı ve sizin icin cok calıstı spot telefon ve seo çalışması diyorki Nişe konsiline (325 Mllâd) riyâset eden Ruhülkudüs on sekiz patriğin Hz. Isa'yı âdi bir adam yapmalarına manı olamadı. Lâkin nihayet Hz. İsa orada iyi bir ekseriyet kazandı ise de onu kaybetti. Ve bilhassa Filibe konsılınde mağlûp oldu ve beşinci asırda Hzl İsa’ya ancak bir adam nazariyle bakan fırkaların en kuvvetlisi olan Aryanizm bilhassa İtalya’da, Ispanya'da. Afrika'da ve Gol memâlikinin bir kısmında muvakkaten galebe etti. Bu veçhile tehdide uğrıyan İsa rahatını bile bozmadı ve diğer konsillerin vukuu işitilmemiş gayret ve mesâileri mukabilinde onun ülû-hiyet rütbesini muhafaza etmeleri lâzım geldi. Bu mülazım mevkiinde olan Allah asaleten unvan sahibi olmazdan evvel asırlarca müddet en ziyade mûnâziünfih olan bir nam.-zetten başka bir şey değildi.» (Cilt. 2; S: 441).
Piyer’in korkaklığı biraz şek ve şüpheye benziyordu. Kendi. Hz. Isa’nın ülûhiyeti hakkında kat’î karar vermemişti. Üstadını resmî bir mevkide üç kere inkâr etmişti. Sonra da. Yahudilere gönderdiği mektupta; «İsrail adamları bunu dinleyiniz. Nezaretli İsa’yı, Allah tarafından nez-dinizde elçi olan bu adamı siz salbettiniz» diye yazmış idi (^^^2). (Resullerin Ef’ali, 20 bab, S: 172; C. 1).
192 - Biz elde bulunan İncillerde Hazreti Isa’nın ülûhiyetine delâlet edecek bir fıkra göremedik. Metta İncilinin 16. 17 18. 1-3 uncu bablannda kendi hakkında «İnsan oğlu- tabirini kullandığını görüyoruz. Bu veçhile kendisinin bir insan olduğunu
HATİE-İ ASLİYE (PECHE ORİGİNEL) HAKKINDA (i93)
Bir sulh hâkimi gayet iyi bir ana olan Havva validemizi olsa olsa bir frank para cezasına mahkûm ederdi. İsa'yı salbettirmek, yani, bir elmanın sirkat edilmesine kefaret olarak, bir katil irtikâp ettirmek, eğer bu sahih olsaydı, divânelere yakışacak bir iş olurdu.» (Didro), Allahın gazabını teskin için Allahı öldüren Allah nedir? demiştir.» (C, 1; S: 18).
Mileve konsili (416 Milâd) sen Öküsten tarafından icad edilen hatie-i asliyeyi tasdik etti.» (C, 1; S: 187).
MUKADDES KURBAN (COMMUNİON) HAKKINDA
işitilmemiş bir şey olarak, bugün papazlar ve mü'min-ler Allahı yemektedirler. Siseron, İnsanlar deliliğin her tür-
bu ülûhiyet itikadım Hazret! İsa Efendimizin şanını bir kat daha yükseltmek gibi halis bir niyetle kabul ettikleri, lâkin bunun şirke varacağını düşünemedikleri anlaşılıyor. Halbuki şirk affolunmı-yacak derecede büyük bir günah olduğundan, biz hıristiyanların bundan teberri etmelerini arzu ederiz. Kur’anda: «Mesih, Allaha kul olmaktan arlanmaz» buyurulmuştur. Allaha kul olmak, onun şanının yüksekliğine bir nakise iras etmez. Cenabı Allahın Haz-reti Meryem’e nefhettiği ruhu ve ülülazım bir peygamber-i zişam olmak şerefi ona kâfidir.
Hıristiyanların itikadmca Havva ilim ağacının meyvesinden (Sureti umumiyede bunun elma idüği zannedilmektedir) yediğinden dolayı. Cenabı Allah onun neslinden gelen çocukların hepsini ateşte yanmağa mahkûm etmiştir. Sonra Hazreti Isa. bu günaha kefaret olmak üzere haç üzerinde canını feda ederek, İnsanların kendilerine miras kalan bu günahını affettirmiştir.
yalnız bir adım daha atmaları kaldı, o da, taptıkları Allahı yemektir demişti. Hıristiyan Dini tarafından bu hatve de atıldı.» (C, 2; S; 54).
GÜNAHLARIN İTİRAFI (CONFESSİON) HAKKINDA
İtiraf dahi, vaftiz gibi. Mısır'da, İran’da ve Yunan’dc icra edilirdi. Bugünkü gibi, bu, zilleti mûcip itirafa karşı koyan mü'minler bulunuyordu. Plütark, bir İspartaimm kendisine günahlarını söyletmek istiyen bir papaza verdiği cevabı hikâye ediyor:
dan miras kalan günahlarını affettirmek için salb âlâmına tahammül ettiğini andırmak maksadiyle mukaddes kurbanı (takdis edilmiş ekmek ve şarabı) dualarla yemekten ibarettir. Bu. hıris-tiyanlann Allah ile ünsiyet ve müsahabetlerine pek büyük zahirî bir vesile addolunur.
Hıristiyanların itikadmca Hazreti Isa Havariyyuna sofrada: «Bu ekmek benim bedenimdir ve bu şarap benim kanimdir» dediğinden, papaz tarafından, üzerlerine bu iki cümle telâffuz edildiği vakit, ekmek ve şarap derhal Hazreti İsa’nın et ve kanına tahavvül eder. Buna Kuddas veya Mukaddes kurban tesmiye olunur. Konsiller İsa’nın bunda hakikaten mevcut olduğuna karar vermişlerdir. Hz. Isa sırren ve hakikaten yenilmedi, ruhâni-yeten yenildi diyen mel’undur.
Katolikler, günahlarım bu âyine mahsus olarak tahtadan yapılmış küçük bir nevi baraka içinde papaza itiraf ederler, papaz da bunları affeder.Bu yaradılmış, İsa için, hatır kıraçak bir aşağılık olacaktır. Bu ogulun; babasından doğması ve ondan daha genç olması muteassıblar için ne kadar akla muhaliftir’?
Konsıl vakurane bir sûretle oğulun babasiyle bir şey ve onun kadar ihtiyar olduğunu beyan etti. Bu cinnet yepyeni bir ıtıkad oldu.» «Lâkin o vakit başka bir mesele ç^kh-bir nızacı eğer baba ile oğul bir ise bâkir Meryem, hem ba-banm, hem ogulun validesidir; bu, kabul edilemez, dedi.müşkülün halli için Nasturiler Hz. İsa'ya biri İlâhî ıgerı beşeri ıkı şahsiyet vermeyi tasavvur ettiler. Meryem ancak bu beşerî şahsiyetin validesi idi, binaenaleyh Allahın validesi değildi.
Eğer ülûhiyeti. pederinin gökte olduğunu söyle-meşinden istidlal olunuyorsa. Metta İncilinin s’inci babının 46’inci fıkrasında .Semavatta olan pederiniz kâmil olduğu gibi siz de kamu olunuz, diyor; ve 6’nc. babında -Semavatta olan pederimiz ve semavi pederiniz, tabirierini bir kaç kere tekrar ediyor
Hele 23’üncü babın 9’uncu asın a. «ve yer yüzünde kimseye pederimiz demiyesiniz. Zira pe ennız bir olup ol dahi semavattadır.. ibaresi bu bapta şüpheye mahal bırakmıyor. Çünkü semavatta olan peder başkala-nmn da pederi yam halikıdır.
Yahudilerde şahsî itiraf cemaat huzurunda vuku bulurdu. Alelâde büyük papaz her sene i>?°dethaneye bir keçi getirirdi, eiierini onun başı üzerine kordu, indisinin günahlarını yüksek sesle itiraf ve Allaha, ırtı kâp olunan günahların cezasını dört ayaklı masum nm üzerL düşürmesi için, teklifsiz olarak, dua ederdi. (Fasıl 16-21, Leviler) Sonra emin bir Yahudi zavallı hayvanı bir çöle götürür ve orada bırakırdı.
Kilise, af ve mağfiret ticâretinin muhik olduğunu isnat için usulünü Yudas Machabee tarafından —muharebe meVdTnmda katiolunan askerleri için- edilecek duaların ve takdim olunacak kurbanların bin drahmi.HİTAN YANİ SÜNNET MES’ELESİ
uzun mücadelelerden sonra Havâriler, kabul edenlerden bu ameliyeyi (Hitani) talep etmekten vaz geçtiler ve vaftizle iktifa ettiler. Sensiril, Havarilerin bu kararını kabul eder ve buna sebep olarak, tabiatta zait bir lerolmaİim ve iyi aranılırsa, herşeyin faydası olduğunu Lyan eder. Yalnız vaktiyle Allah tarafından feda edilmiş oîan münâziünfih uzuv hakkındaki bu müdafaaname AUah tarafından ihdas edilmiş olan bir kanunun bilvasıta tenkı-didir
babının C'uncu fıkrasında Hazretl İbrahim neslinden gelen her erkeğin sünnet edilmesi Allah tarafından emrolunduğu beyan sifrinin 4’üncü babının 24 ve 25’inci fıkralarına ğore Cenabı Al labm. Hazret! Musa’yı, oğullarından birini sünnet dolayı, öldürmek istediği de yukarıda zikredilmişti. Bundan baş-
Havariler de bu dinin dinî amellerine ittibada devam ettiler Yalnız bu dini bilmeyen Pol son hercü merç ( ly m rnmİosiyle isa’nm geldiğine inonmakton ve husnu hatimeye hazırlanmaktan ibaret yem ve ^em sroıl d,n . mi-.rmeli ve bu kavme münhasır bir yem dm vaiz et.alınmış itikatlar ve dinî amellerle zenginleşmesi lazım gelen y ^ bir din idi ('*’). Bu. Pol’ün büsbütün şahsî bir ıcadk faal mir ikim ibdası idi. Darılmış olan Havari er P^ u ^ Hnvet ettiler. Pol Kudüs'e gelip, orada tefekkür ?ertı izah etti.» Hitanın mecburî addedilmemesine karar.ÜÇ yüz sene nihayetinde, misli işitilmemiş çalışma karşısında, hıristiyanlık kat'î sûrette teessüs etti ve Kos-tcntin ile tahta çıktı.Kilise, uzun asırlar içinde teşekkül etti. Bu itikadla-rın başlıcalarını tertip ve tanzim eden Nişe konsilinin toplandığı (325 Milâd) tarihinde Hıristiyanlığa teessüs etmiş nazariyle bakılabilir. Lâkin doğrusu aranırsa ancak Tarant konsilinde (1545) ikmal edildi. Evveldenberi müteaddit fırkalara ayrılmış olan taraftarlar arasında her vakit şiddetli müzakereler vuku buldu.Hulâsa Hıristiyan dini, hemen cümlesi başka dinlerden alınmış ve asırlar müddetinoe müzakere ve nihayet güçlükle tesis olunmuş ve iyi kötü birbirlerine raptedilmiş itikadlardan mürekkeptir.
Biz yukarıda zikrettiğimiz fıkralardan yalnız İncillerin asıl nüshalarının mevcut olmadığı gibi nisbet edilmekte olan müellifler tarafından yazılmış olması meselesinin de münazaalı olduğunu, vaktiyle intişar eden elliyi mütecâviz İncillerin yakılıp, yalnız dört incilin bırakıldığını Hazreti Isa’nın ülûhiyeti ruhânî reisler arasında asırlarca münakaşayı mûcip olduğunu. Hıristiyan Dini'ne ekanim-i selâse, hatie-i asliye, mukaddes kurban, papazlara günah çıkartmak gibi akıl ve mantığa aykırı bazı itikadların karışmış olduğunu anlar ve müellifin müstehziyâne sözlerini, edebe mugâyir addederek, kendisine iâde ederiz. İleride onun da efkârı medihhânesini hadde-i tetkikten geçireceğiz. — din hakkında bu makule müstehziyâne sözler, bizim nefret ettiğimiz şeylerdendir. Çünkü dinden maksad-ı aslî, ahlâktır. Ahlâk ise hayatı içtimâiyenin emniyet ve asayişi temin ve refah vt. intizamı muhafaza için en mühim vasıtadır.
göre o, davete başladığı zaman Pol 20 yaşında bir genç imiş demek olur.Papaz efendiler hakkında da hürmetimiz berkemaldir. Çünkü bunların içinde yüksek ahlâkî faziletle temâyüz etmiş zatlar vardır. Bugün, Cenabı Allahı hemen büsbütün unutacak derecede nefsanî garez ve heveslere dalmış olan bir takım halka kulluk vazifelerini ihtar ve iyi huyları talim eden bunlardır. Bunlar halka iyi huyları ve memleketlerinin kanunlarına itaati vaaz ve nasihatte devam e+tikleri müddetçe bu hürmetimizin asla haleldar olmıyacağından emin olabilirler. Lâkin, rühban takımından, diğer bazı mu-taassıblar vardır ki; bunlar da, mukaddes vazifelerine ve insaniyet haklarına büsbütün aykırı ve garezkâr bir emele tâbi olarak, İslâm Dinine karşı husûmet göstermekten ve mefsedet yapmaktan geri kalmamaktadır.İşte Klertisdul bu kabildendir. Bu adam, « K u r' a -nın Menbaları» adındaki eserinde İslâm Dini’nin müdafaası kabil olmadığını ispata kalkışmış ve munsıf, aynı zamanda hakıkatşinas olan insanların nezdinde hakikî medeniyetin esasını teşkil ettiği inkârı kabil olmıyan Kur'an ile bunun vaz'ına vesâtet eden Peygamber-i zîşân hakkında müfteriyâne ve müstehziyâne bir takım sözler söylemeğe cür’et etmiştir.Bu cür'et, bittabi dinî gayretimize dokunduğundan, mücerred dindaşlarımızı itikad bozukluğundan muhafaza maksadiyle, yukarıdaki mütaleatı yazmağa mecbur olduk. Volter, Rönan, Straves ve sair müelliflerin tenkitlerini kendisine caba olarak bıraktık. Yalnız, Doktor Simon gibi müstehzi bir müellifin beyanatına istinad etmiş olmak ithamına mâruz kalmamak için. Kont Kamil tarafından «20'nci Asırda İsa, Havariyyun ve Tilmizleri» adiyle telif edilmiş ve 47 defa basılmış olan risaleden tercüme ettiğimiz bazı fıkraları da bu eserimize zeyil olarak ilâve ettik.İslâm Dini aleyhinde bu veçhile târizlere kalkışanların bu dinin başka dinlere rüchanı bugün açıkça anlaşılmış bir hakikat olduğunu ve Hazreti Muhammed’in (S.A.V.) müs-Hıristiyan dini, ne Yahudi dininde olan Isa'nın ne de Havariyyunun dini değildir. Isa'nın vefatından sonra Po» tarafından icad edilmiş ve o vakittenberi en sonrakisi 1870 tarihinde kabul edilen itikadlarla ikmal olunmuş muhtasar bir dindir. Bu itikadiar ve bunlarla birlikte olan dinî âyinler bilhassa Hind dininden alınmıştır.» (C, 1; S: 172).Pol tevbeyi ve iyi amelleri vâz etmeğe başladı. Sadece Isa'nın adına Eflâtun’un. Siseron'un (Ciçeron) ve Yahudilerin ahlâk kaidelerini halk arasında neşir ve tamim ediyordu.» Bu zamanda (Tarant konsilinden sonra 1545-1563) kiliseye, dinî okaid ve merasimi hemen tamam olmuş göziyle bakılabilir. İsa’nın mükemmel olarak getirdiği far-zolunan dinin tesisi için bin altı yüz sene müddet lâzım geldi.» (C, 1; S: 190).Pol, Milâdın 10'uncu tarihine doğru doğdu. 38 tarihinde vaazlarına başladı. Otuz sene kadar süren bir din da-vetçiliğinden sonra 70 tarihine doğru öldü.
fıkrasında: «Mesrur ol, günahların affedilecektir» ibaresini okuyoruz. Bagavadcitanın Il’inci kitabında Krişnanın tebdil-i sûret etmesi de. İsa’nın tebdil-i sûret etmesi hakkında kullanılan kelimelere müşabih olarak, tarif olunmuştur. Diğer dikkati çeken bir tesadüf de Vişna’mn gökü şu yolda tarifidir. «Onda ne güneşin, ne de ayın parlamasına lüzum yoktur. Çünkü onun mâlik olduğu parlaklığın hepsi benimdir.» Vahyi Yuhanna’nın 21’inci babının 23’üncü fıkrasında: «Gök bir şehirdir, ki ne güneşin, ne de ayın ona parlamasına lüzum yoktur. Çünkü Allahın celâli onda parlıyor idi» denilerek tarif olunmuştur.iffet ve ismeti, kendi sözlerini Cenabı Allaha isnad etmek töhmetiyle asla telifi kabil olmayıp, mûterizleri bu babda hataya sevkeden şey, pek sathî olan malûmatları ve Kur'an’ın hakikatlarına ve vahyin keyfiyetine vukufsuzlukları olduğunu bilmelidirler. Kur’an’ın muhteviyatına, benzer ve hattâ bunların ayni bazı sözlerin Yahudi ve Hıristiyan kitaplarında görülmesi. İslâm Dini’nin müdafaaya kabiliyeti oimadığmı göstermeyip, bilâkis Kur'an'ın evvelki münzel kitapları tasdik ettiği hakkındaki beyanatını teyid eder. Hazreti Muhammed, (S.A.V.) büsbütün yeni bir din tesis ettiğini hiç bir vakitte iddia etmemiştir. Bu birbirine benzeyen sözlerden bazılarının meşkûk ve masnû kitaplardan alındığı hakkında olan iddia da bâtıldır. Çünkü bu meşkûkiyet ve masnûiyet sırf ruhanî reislerin bu kitaplara öyle bir gözle bokmalarından ibarettir. Gelip geçici peygamberler tarafından söylenilen bazı sözlerin bu kitaplarda mazbut kalmış olması mûmRÛndÖrs
Vahiy mes'elesine gelince; Bu, Allah ile karşı karşıya geçerek veyahut bilvasıta Arapça veya diğer bir dille lâkırdı etmek değildir. Bu, büsbütün ruhanî bir keyfiyettir. Uyanık âlimlere, mutasavvıflara göre, ülûhiyet makamında Cenabı Allahın zatından başka bir mevcut yoktur. Emirler ve nehiyler rübûbiyet mertebesinden sudur eder. Bu mertebe, Rab ile merbubun, hak ile mahlûkun biribirinden ayrıldığı mertebedir ki; bu da, İlâhî sıfatların mezâhirinin yani tecelli eden, görünen şekillerinin taayyününden ibarettir. Resulü Ekrem Efendimizin ruhâniyeti bu mazharların en büyüğüdür. İlâhî isimlerin ve bilhassa hâdi ve hakîm isimlerinin ahkâmı onun vasıtasiyle zuhura gelmiştir.
spot telefon ve seo çalışması sundu yarın devam edecegiz.



spot telefon, seo çalışması

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder