reklam panoları,ndan islam bilgisi7

 reklam panoları


reklam panoları,ndan islam bilgisi7 bugün ben ve reklam panoları ile birlikte sizlr icin hazırladıgımız güzel yazılarımızı sizlere sunmaya devam ederken reklam panoları diyorki Bir gün babam Ebu-Kııhâfe beni puthaneye götürdü. Ve «Bunlar senin ilâhındır. Bunlara secde et!» dedi. Ve beni oraya koyup gitti. İleri vardım. Puta, karnım açtır. Bana yemek ver, dedim, cevap vermedi. Çıplağım, bana giyecek ver, dedim. Aldırmadı, bile. Susadım. Bana su ver. dedim, karşılık vermedi. Sonra elime taş alıp dedim ki; Bu taşı senin üzerine atarım. Eğer İlâh isen beni engelle, dedim. Oralı bile olmadı. Sonra taşı puta attım. Yüzükoyun düştü. Babam gelip durumu görünce «Ey oğul! Niçin böyle yapıyorsun» diyerek elimden tutup eve götürdü. Anneme de olup biteni hikâye etti. Annem «Bu çocuğu kendi haline bırakalım. Bunun hakkında Allah tarafından bana hitap edilmiştir. Elbette eseri görülecektir.» dedi. Ben de anneme, benim için sana hâtiften (Ga-yıpten gelen ses demektir) gelen hitap ne idi? dedim. Annem şu karşılığı verdi: «Ey hatun! sana müjdeler olsun. Senden bir vücut dünyaya gelecektir. Onun adı yerde Atik, gökte Sıddîk olacak ve Hz. Muhammed Mustafa'ya yaver ve arkadaş olacaktır.» dedi.
Ebûbekir (r.a.) sözünü böylece tamamladı. Cebrail (a s.) gelip, Resûlüllah (a.s.)a «Ebûbekir gerçeği söylüyor» sözünü üç defa tekrarladı.
 MENKIBE : Ehli sünnet vel cemaat, Resûlüllah efendimizin ashabının en faziletlisi Hz. Ebûbekir (r.a.) olduğuna ittifakla karar vermişlerdir. Sonra Hz. Ömer (r.a.)in, ondan sonra Hz. Osman (r.a.) ile Hz. Ali (k.v.) den hangisinin daha faziletli olduğu hakkında söz birliği edememişlerdir. Bazıları Hz. Ali (r.a.)in daha faziletli olduğunu ileri sürmüşlerdir. Abdullah ibni Ömer (r.a.) rivayet ederki: «Resûlüllah (a.s.) zamanında ashab biri binlerine 'göre üstün tutulurlardı En üstünü Hz. Ebûbekir (r.a.), sonra Ömer, sonra Osman, sonra da Ali (Allah hepsinden razı olsun) diğer sahabelerden üstün, sayılırlardı. İbni Münzir (r.a.) rivayet eder ki; Hz. Ali (k.v.) buyurmuşlardır ki : «Resûlüllah (a.s.)dan sonra ümmetin hayırlısı Ebûbekir, Ömer, Osman (Allah hepsinden razı olsun)dır.»
Islâmdan önce Hz. Ebûbekir (r.a.)ın adı Abdülkâbe idi. Resûlüllah adını Abdullah olarak değiştirdi. Resûlü Ekrem'in ilk değiştirdiği İz. Ebûbekir'in adıdır. Ebûbekir künyeleridir. Babasının adı Osman, 9si Ebûkuhöfe’dir. Araplarda künye isimden daha meşhur olduğun-Ebûbekir bin Kuhâfe bini Amr, bini Kâ’b, bini Sa'd. bini Temim ve lürre'dir. Mürre de Resûlü Ekrem'in yedinci dedeleridir. Buna göre, ibûbekir ile Resûlü Ekrem'in nesilleri yödinci dedeleri olan Mürre'-rleşmektedir.MENKIBE: Hz. Ebûbekir (r.a.)ın laköblarından biri ATÎK'dir. Zira ın Resûlü Ekrem Hz. Ebûbekir (r.a.)in yüzüne bakarak dular ki, bu (Allah'ın ateşinden kurtulmuş kul demektir). Bu sebep-. Ebûbekir (r.a.) bu lâkapla meşhur oldu. Diğer bir lâkabı da SID-f. Sıddîk da çok sağlam inanan demektir. Resûlü Ekrem mi'raç ola-ıçıklayınca birçoklarının imanlarında gevşemeler görüldü. Hz. Ebû-(r.a.) ilk defa peygamberi yürekten doğrulayan olduğu için SIDDÎK nı aldı.
MENKIBE : Sıddîk kelimesinin üç manâsı vardır; Birincisi doğru en demektir ki; bu manâ Tâcül İslâm’da açıklanmıştır. Tefsirciler sûresindeki sıddîk kelimesini de bu manâda, yani doğru söyleyen açıklamışlardır. Sıddîk sözünün ikinci manâsı da tasdik edici, doğ-II demektir. Bu ikinci manâ da Sahih-i cevheri de açıklanmıştır, müminîn Hz. Ebûbekir (r.a.)e sıddîk denilmesi onun her zaman Jru söylemesinden ileri gelmiştir. Zira Hz. Ali (k.v.) Ebûbekir'den }indan yeminsiz hadis rivâyeti kabul etmezlerdi. Hz. Ebûbekir (r.a.) di işini de dosdoğru yaptığı bir gerçektir ki, ikinci manâya göre ddîk denilmesi elbette yerinde olur. Üçüncü manâ ise Hz. Ebûbe-ı.)in doğruladığı şeyde asla şübhe ve tereddüde yer olmadığı gibi değil süreklidir, zevalsizdir. Nitekim Fahri Âlem Muhammed Mus* ı.a.s.) mi'raca çıktıkları gecenin sabahında, mi’rac olayını hikâye i zaman «Bu gece Mekke’den Beytülmakdis'e vardım. Orada pey-
MENKIBE : Hz. Ali (k.v.) rivayet ediyor: İslâmî ilk önce kabul eden ve ilk defa Resûlü Ekrem ile kıbleye yönelip namaz kılan, Hz. Ebûbekir (r.a.)dir. Hz. Ebûbekir (r.a.) islâmdan önce bazirgân (tüccar) idi. Şam'a giderdi. Bu Şnm seferlerinden birisinde rüyasında «Gökten ayın kucağına girdiğini, iki eliyle ayı tutup göğsüne bastırdığını gördü.» Uyandı. Çevre* deki Yemliha adındaki ünlü bir rüya yorumcusuna gitti. Rüyasını yorumlattı. Rüya yorumcusu rahip Yemliha Hz. Ebûbekir
Gökten sana inen ay ahir zaman peygamberidir. Pek yakında gelecektir. Hayatında ona vezir, vefatından sonra halifesi olacaksın, ey arap kardeş! Eğer ben sağ iken ona yetişir isen bana haber gönder. Ona varıp buluşayım. Eğer dünyadan gitmiş olursam ona selamımı ilet. Ben onun dinine girdim ve ümmeti oldum. Âhirette beni şefaattan unutmasın.

Hz. Ebûbekir (r.a.) rahip Yemliha'ya

Bana kendi elinle yazılmış bir yazı ver. dedi.
Râhip Yemliha Hz. Ebûbekir (r.a.)e on iki satırdan ibaret bir yazı verdi. Bu mektubun meâli şöyle idi: «Muhammed bin Abdullah, salât ve selâm üzerine olsun. Sen gerçekten âhir zaman peygamberi ve âlemle rin resûlüsün. Bu mektubu size Ebûbekir bin Kuhâfe ile gönderiyorum. Benim sana iman ettiğimi bilmelisin. Ve size ümmet oldum. Ebûbekir bana geldi. Gördüğü rüyayı yorumlattı. O rüya Ebûbekir'in önce sana vezir ve sonra da sana hatife olacağına işaret ediyor. Eğer, ben huyatta iken size yetişir isem, gelir uğrunda gazâ ve cihad ederim. Eğer size yetişemez isem âhirette beni şefaatinden mahrum bırakma.» Rahip mektubu tamamlayıp Hz. Ebûbekir (r.a.)e verince ;

Ey rüya yorumcusu! Eğer yorumun doğru çıkarsa, yüz altun daha senin için söz olsun dedi...
 Ansızın bir ses işittim. Geri döndüm, cama baktım. Altun bir kap içerisinde su dolmuş. Kardan ak ve baldan İl su... Üzerine bir mendil atılmış. Mendilin üzerine de «Lâ ilâhe illöllöh hammedür Resûlüliah» yazılmış... Mendili aldım; önüme koydum. Ab< İt aldıktan sonra mendili tekrar kabın üzerine koydum. Birden kap ka-lara karıştı. Derhal mescide geldim. İlk rekâtı bitirmeden size yetiştim; li. Bunun üzerine Resulü Ekrem de :
Müjdeler olsun ey Ebûbekir! Ben namazda kıraotı tamamladım, lûa varmak istedim. Dizlerim tutuldu. Sen gelinceye kadar rukû’a va-iadım. Bilki: Sana abdest suyunu veren Cebrail (a.s.) idi. Ey Ebûbekir! Bu sıkıntıyı canından korktuğun için mi çekiyorsun?
Hayır! Kendi çanım için değil Ey Allahın Resûlü! Mübarek vucu-ın bir kılına herhangi bir zarar gelmesinden korktuğum için. Benim binlerce başın düşmesi daha yeğdir. Din sarayının mimarı sensin. İlahın Resûlü! Allah Resûlü de ilme Allah bizimledir.» buyurdular.reklam panoları sizin hazırladı ve sundu.



reklam panıoları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder