replika telefondan tarih bilgileri sizin icin ben ve replika telefon ile birlikte sizin icin bu bilgileri hazırladık ve sizlere sunuyoruz replika telefonlarda bize yardım etti ve sizinde okumanız icin replika telefon diyorki Şamkarı valisi Pesah'uı Oleg'i yenmesi dışında, Rusların hep$j ^ biten Hazar cenahındaki girişimlerinde belirleyici öğe olarak Muslu :s çıkıyor. Ya Azerbaycan ve Deylem sahillerindeki savaşlarda, ya biz2|^^ başkentinde veya kuzeye doğru İtil Nehri boyunca Rusları hep Mus| ^ yok etmiştir Bu haberlerin de gösterdiği üzere, İtil Bulgar arazisine nşi resmi 921 tarihinden çok öncedir. Bunu ilgili bölümde gorecegü Hazar'ın içindeki, başkentteki Müslümanlardan bahsetmeliyiz.
Yukanda Yezid el-Sülemf nin Hazar'dan bir hatunla evlendiğini, İslam'ı ve Kur'an'ı iyice öğrenmeden kendisine el sürdürtmediğini behıtu^^ Bu hatun kuşkusuz ilk Hazar Müslüman'ı değildi. Münferit vakaların dığını, aradaki yoğun temasm İslam topraklanna geçen çok sayıda Hazann^. lam'ı kabul ettiğini düşünebiliriz ki,^*^ Harun Reşifin annesinin de Hazar'jj^ olduğu iddialan vardır^^^. Genel olarak Abbasi döneminde, bilhassa da Harun Reşit sonrasında ilişkilerin sürekli iyileştiğini, artık savaş görülmediğini, bu of. tamda da İslam'm hızla yayılmaya başladığmı tahmin edebiliriz. Asıl Hazıriar için kesin bir şey söylemek mümkün değil ama en azmdan Kafkaslardala en önemli İslam merkezi haline gelen Derbent üzerinden Dağıstan bölgesinin o do. nemde İslamlaşmaya başladığmı söyleyebiliriz.
Arap-Hazar ilişkilerindeki düzelmeyi en iyi Halife Vasık Billah dönemind^ ki elçiliklerde görebiliriz. Önce Muhammed b. Musa el-Harezmî gönderilmişin Daha sonra ise, 838 dvannda Tercüman Sellam büyük bir heyetle gitmiştir Halife Vasık Billah'm enuiyle Ye'cüc ve Mec'üc'e karşı yapılan settin yerinde ohıp olmadığım görmek üzere kuzey memleketlerine gönderilen Sellam, Tiflis'to Şerir, oradan da Alan ülkesine geçer. Merammı kolayca anlatır ve kendisini Ha^ zar tarhanına ulaştınrlar. Tarhan da anlayış gösterir ve onu kuzeye, sette dojm gönderir. Garipliklerle dolu topraklardan macerah bir şekilde geçen Sellam w yoldaşlan nihayet demirden duvarın yerinde olduğunu görürler, delil olarak da bir demir parçası alıp geri dönerler. Sellam bu hadiseyi İbn Hurdadbih'c anlatmış, o da birinci elden bize nakletmiştir^’*. Seyahatin gerçekliği gibi düzmece kısım da ortada. Sonuçta gördüğümüz şey böyle "insanhğm kaderini" ilgilendir» bir konuda Kafkaslar boyunca tüm yöneticilerin elbirliği ettikleri, settin hem» berisinde yaşayan Hazarlann da yakm alaka göstererek onlara yolu gösterip da*
Abbtsi hizmetindeki Hazır asıllı gulamlar konusunu Golden yazmıştır: 'Tyurki-hâzın-guly»» na slujbe u halilcnT, s. 45M82.
Eldarov, İsiamtyet'in Hazarlar Arastnda Yayılması, a. 54. Ibn Hurdazbih, Yollar ve Ülkeler Kitabı, s. 140-145.
^ banş havasını aynı günlerde yazan İbn Hurdadbih'te de buluyoruz ki, Gürcan'dan Hazar'a uzanan ticaret yollarından bahseder, özellikle yoluyla gelen Rusların Hazar'dan İslam ülkelerine ticari maksatlarla anlatması ticari ilişkilerin çoktan başladığını gösteriyor ki,“^ Rus-^ bulunan daha erken tarihli İslam paralan da buna işaret eder^V Eğer Hazarlar İslam paralanna nazire ile kendi sikkelerini kestilerse, daha belli bir süre bu dirhemlerin ülkelerinde dolaşımda bulunmuş olması ge-^ Sonuçta en az IX. yüzyıl başıyla birlikte Hazarlar ve Müslümanlar iyi yolmaya kesinlikle başlanuş gözüküyorlar. Bunun koşutluğuna ise hemen jjlım'm yayümasım koymalıyız.
IX yüzyılda Hazar'ın durumuyla ilgili fazla bir verinüz bulunmuyor. Gü-iffle ilgili siyasi gelişmelerdeki sessizlik kaynaklara da yansımıştır. İlk tarifleri \ vuryü başmdan İbn Rüsteh yapar. Hazarlann Sanğşen ve Hanbalık admda ilkfntınden bahseden yazar, buralarda imamlan, mektep ve mescitleriyle Müslüman cemaatlerin bulunduğunu söyler^. Hazar vatandaştan ve kent sa-iskn arasmda böyle bir topluluğun ve mukabil kurumlannm oluşması, IX. nııyıl boyunca süren bir İslamlaşmaya dalalet eder. Ancak kaynaklar yerlilerin İsiunlâşmasmdan ziyade buraya dışardan Müslümanlarm göçtüğünü söylüyor. Nuhısun önemli bir kısmımn yabancı olduğunu kabul edebiliriz. İbn Rüsteh'in lılgılenni teyit eden Mesûd^ye göre, ülkede Arsiyye adıyla bilinen Müslüman-kbganın adaletinden dolayı Hazar ülkesine gitmişlerdir ve aslen Harezmli-
bunda daha çok Bağdat Akademisi gaonunun, yani Endülüs haricindeki İslam topraklan ile ^ Af^'daki Yahudilerin dini reisinin rahatladığını düşünüyoruz. Bu elçilik Halife"nin ikna edi-kümmıyet kazandınidığı bir Yahudi elçiliği olarak gözüküyor ki, amaa Hazar hakkında ulaşan ^ baberierm aslım tetkikti, zira o günlerde Hazarım Don boylan Rus istilasına uğramış ve be-gibi büyük kıtaller olmuştu. Bkz. Karatay, *lCanıdeniz"de İlk Ruslar^, s. 102. Aynı şekil-^Haiikı'njn de bu vesüeyle kuzeyde olup bitenleri şahitlerden öğrenmiş olmasını yadırgayama-I ^ Wmeratein, "The Khazars and
İlk zamanlarda tüccar olarak gelen bu kimselerin zamanla say kabul ettirip kağanm ordusunda paralı asker olarak çalıştıklarını Uzım süren ve çevredeki büyük bir güçle düşmanlık içermeyen barış zarların kendilerim askerlikle uğraşmaktan alıkoymuş, onun yerinç tarıma şevketmiş gözüküyor. Müslümanlarm etkinliği o derece artırus^ sûdrnın kitabım yazdığı 940'larda Harezmli Ahmet b. Kuye Hazar huk^'^ nın veziri idi ve ülkede bu Müsliimanlardan 7.000 zırhlı miğferli süvarj^ nurdu^ İbn Fadlan'a göre Müslümanlarm başında Hazar Devleti'ı\ij^ görevlisi olarak çahşan Tiazz' sanlı birisi vardı^. Mesûdî ve Bekıf nnc nazaran, bunların Müslümanlarla savaşlara katılmadıklannı biliyo^ Zaten o donemde Müslümanlarla bir çatışma haberi de gelmiyor. Gerdüfo re, bu askerler Peçeneklerin ülkesine sefer yaparak oradan mal esir getirir] di^. ^
Hazar Devleti'nin Türk türü' bir laikliği benimsediğinde ve dunırkenh bir inanca müdahale edilmediğinde o dönemden haber veren bütün İslam naklan hemfikir. Değişik dinlerden cemaatlerin ibadet konusunda sınırsız hur riyetleri olduğu gibi, daha ileri bir aşama olarak hukukta da özerkliğe sahipti. 1er. Başkentte ikisi Müslümanlara, ikisi Hıristiyanlara, ikisi Musevîlere ve bin putperestlere bakmak üzere yedi kadı bulunurdu ve bunlann hükümlerine Hazar yöneticileri müdahale etmezlerdi. 2^ten İtil Nehri üzerindeki başkent üq (bazı yazarlara göre üç) kısımdan oluşuyordu ve Müslümanlar, diğer sivil halk la birlikte doğu yakadaki mahallelerde yaşıyorlardı^*. İstahrî ve takiben Ibp Havkal ile Yakut el-Hamevî başkentteki Müslümanların sayısını 10.000 olarak veriyorlar ve 30 kadar mescitleri vardı^.
IX. yüzyıkda Hazar merkezlerindeki ilk Müslüman cemaatleri oluşturanlar Harezm kökenli tüccar ve askerler olabilir ama X. yüzyıl başmdan itibaren Orta Ihl boylarındaki hızlı İslamlaşmanın Hazar'da yankısını bulduğunu anlıyoruz 913 senesinde İtil Nehri boyunca Rusları yakalayıp katleden Bulgar ve Buıtas^ lardan Hazar'da yaşayanlar ve bizzat Hazar'ın kendi halkı arasında İslam yay gınlık kazanmış olmalı. Öbür türlü, Müslümanların sadece askerlere dayanarak ülkede ağırlıkh bir nüfus oluşturmasını bekleyemeyiz. İbn Rüsteh'in alıntılarla
Mesudt Murûc ez-Ztheh, s. 70; Şeşen, İslam Coğrafyactlan, s. 46. ibn Fazlan, Seyahatname, s. 779.
Mesudl, Murüc ez-Zeheb, %. 70; Şeşcn, İslam Coğrafyaalart: Mesûdî s. 46, Bekli s. 202. Şeşen, İslam Coğrafyactlan, s. 82.
Ibn Fazlan, Seyahatname, s. 79; Şeşen, İslam Coğrafyaalart: Mesûdî s. 45-46, Hudûd s. Yakut *. 139, Kazvinî *. 149-150, Istahrt s. 156-157, İbn Havkal s. 165, Makdisî s. 17^ Şeşen, İslam Coğrafyacılart: Yakut s. 138, İstahrî s. 156, İbn I lavkal t. 165
Hazarlar • 385
Hızır'da başka dinlere kanşılmazdı derken, uluslararası siyasetin bir dinin „^plannın durumunu etkilemesi bugünün en laik ve hür ülkelerinde bile bir vaka olarak ortada duruyor. Hazar'da da benzer uygulamalar ,^1 ¥e Müslüman veya Hıristiyanlarla çekişmeler ülkedeki Müslüman veya nüfusa sıkıntı olarak dönebiliyordu^'. Örneğin, İbn Fadlan'a bakılır-H, Muslümanlann bir yerde bir havrayı yıktıklarını duyan Hazar kağanı 922-^23 nenesinde İtil'deki büyük caminin minaresinin yıkılmasını ve müezzinlerin ilurulmcsini emretmiştir^^. Aym şekilde, yukarıda geçtiği gibi, Romanos Le-ypenos Bizans mülkündeki Yahudilere baskı uygulaymca. Kağan Harun da re-ıviii olan Hıristiyanlara benzer mukabelede bulundu. Hıristiyan Alanlar Bi-mtt kışkırtmasıyla Hazar'a saldırmca, Oğuz yardımı alan Harun onlan yendi, knlı canlı ele geçirse de bağışladığı gibi kızmı kendi oğluna alarak dünür bile oldu® Bu şekilde aslında Alardan Bizans yörüngesinden çekmiş oluyordu. Bu iiurumon yıl kadar sonra yazan Mesûdî'nin eserine Alanların Hıristiyanlığı bı-nkması olarak yansımıştır^.
Hazar'da Toplum ve İktisat
Hazar'a İslam'ın giriş yollan aym zamanda iktisadi yapı hakkında fikir ve-ücektir İslam dünyası ile kalıcı barış dönemine girildikten sonra hızla canlan-ııva başlayan kuzey güney ticaretinde kavşak noktası, hatta ambar haline ge-lo Hazar ülkesi,^ bir taraftan bu ticaretten ahnan rüsum ve bir taraftan da kendi tanmsal üretiminin katmadeğeriyle belirgin bir şekilde zenginleşmişti. Yerli Jiufus tarım ve ticaretle uğraşırken, askerlik işlerini parayla halletmeye başlamışlardır. Dışandan paralı asker getirtilmesi bu açıdan anlamlıdır, zira belli bir azınlık askerlikten neredeyse tamamen el çektiklerini gösterir.
Sivil halkm esas meşguliyeti tarımdı. Kaynaklar yaz aylarında şehirlerin bo-î*ldı^ söyler. İbn Rüsteh'le birlikte başlayan haberlere göre, baharla birlikte
Islâm Coğrafyactlmn, s. 165
halk bahçe ve tarUlan doğru yola çıkar, kışa doğru dönerlerdi Bu bıU-başkent Etil için böylcydi. Etrafında tarla olmamasına mukabil, Etil'de (di]^ adı Tianbahk'tır) yaşayan arazi sahipleri bazısı 20 fersah uzaklıktaki tarUuT g;ıder, unınü hasat ettikten sonra biraz karayoluyla, biraz da İtil üzerinden ^ filerle taşıyarak başkente ulaştırırlardı. Daha çok dan üretildiği bilmiyor, başkentin bulunduğu deltanın pirinç üretimine imkân sağladığı açık ki, Hazir]^ nn daha çok balık ve pıirinç yedikleri bildirilir^. EHınlop, Makdisfye atıfla Hj. zar memleketırün verimli olmadığını söyler ve üretim fazlası bulunmadı^ son^^ cuna ulaşır,^ ama Kağan Yusuf da aksine, diğer Arap yazarlan gibi verimli top. raklardan ve mutlu müreffeh bir halktan bahseder^. MakdisTnin ifadelen iç çelişki banndınyor. Burayı bir taraftan mamur olmayan, fakir bir ülke olarak tanımlıyor, bir taraftan da "koyunu, bah ve Yahudi'si bol" olarak anlatıyor^
Kaynaklarda Hazarlann eski göçebe tarzım aynen koruduklanna dair ibare geçmiyor^^. Kağan Yusuf kendine bağlı olan İtil'in doğusunda Gürcan'a kadarki yerlerde yaşayan halkları anlatırken köy ve şehirlerde veya kalelerde yaşadıklarını söyler^^'. Göçebe bölgesi olarak bilinen Hazar'ın kuzey ve kuzeydoğu sahillerinde bile durum böyleyse, Hazar'da hayat tarzının zamanla hayli değiştiğini düşünebiliriz.
Öte yandan, başka yerlerden gelen tarifler tam bir yerleşikleşmeye de işaret etmiyor. Halkm çoğu keçe yurtlarda yaşıyordu. Bunlar büyük kubbeli çadır olarak anlatıhr. Evlerin bir kısnu ise, anlaşılan kentsel alanlardakiler, kerpiç ve çamurla yapılıyordu. Bilhassa başkent Etil'deki evler bu şekildeydi. Kaynaklan mız bunu Hazar hükümdannm kendinden başkasınm taş ve tuğladan ev inşa etmesine izin vermemesine bağlar^^. Mantıklı bir sebebi bulunmasa da bunun gerçeklik payı olabilir ama taşm veya tuğla yapmak için gerekli ısıyı sağlayacak
Şeşen, /skm Cofrmfyacûtn: Mücmel et-Tevârfh, s. 31, İbn Rüsteh s. 36, Gerdizî s. 82, İdri^ı. 111, Yı-kut %. 139, IfUhıf ı. 156, Ibn HavkjJ s. 165-166, Makdisî s. 175.
Ehmlop, Hmzmt Yâhudt Tariki, sZ45. Bunun sıkı bir eleştirisini Ncx>nan yapar Obıervatıon on the Econooıy of the fChazar Khaganate", s. 207-208
Kokovtaov, Yeurey$ko-HMZMrskaya Perepiska, kısa nüsha s. 87, uzun nüsha s. 103.
Şeşen, tslam Coğrafyaalan, s. 174.
Noonan, *1Momads and Sedentaries in a Multi-Ethnic Empire", s. 111, ülkede koyunun çoklu^uBu göçebe yı^nnın korunmuş olmasına bağlıyor ama böşyle düşünmek zorunda değiliz. YerkfiUffft çok koyun besleyebilir. Bizce Hazar koyunlan yan yerleşik hayatm cilvesini göstermekte Ymr sonraki bir çalışmasında Györffynin Don boylarındaki Macartoplumu için gözlemlerim Hıaik için almblayarak 'ırmak tipi' bir yan-göçerlik geliştirdiklerinden bahseder '^me Observatıonı o* the Economy of the Khazar Khaganate", s. 217
Kokovtaov, Yevreytko-Hazarskaya Perepiska, kısa nüsha s. 81, uzun nüsha s. 98.
Şeşen, Uam Cotnf^aalan: İdruf ».111, Yakut s. 138, Kazvini 1.149, İatahıl 1.156, İbn HivUl 11* Makdiiia.m.
hUsaoİAr • 387
tarzm kendine yeterlilik üzerine kurulduğunu görmekteyiz ^ yönüyle Ortaçağ dünyasmda örneği görülmeyen bir niteliğe sahipti. ^ madenler dışında her şeye sahipti^^.
Sıkliy* * ışl^rirıe çok kafa yorulduğunu tahmin edebiliriz. Sadece Hazarla-^^jnmsâl ve hayvansal ürünlerinin ticari merkezlere nakli değil, buradan baş-^ yarlere ihracat^*® ve yine etraftan Hazar'a gelen tüccarların sağladığı hareket-^yı dünyanın o zamanlardaki en işlek ekonomi noktalarından biri hali-,f getirmişti^ Çoğunluğu denizden ve bir nebze de karadan gerçekleşen tica-j^cjvle bir boyuta ulaştı ki, Hazar üzerinden kuzey dünyasma giren İslam pa-jıJın İskandinavya'ya bol miktarda ulaşıyor, oradan da Atlantik ticaretinin ge-^ıkçesi olarak İrlanda'ya kadar gidiyordu^^^. Bu yoğun hareketliliğin Hazar Oedeti'ne büyük vergi gelirleriyle dönmesi kaçınılmazdı. Bu yüzden kaynaklar derletin zenginliğini deniz rüsumuna bağlar^".
Çeşitli toplumlardan çeşitli şekillerde vergi toplandığma dair kayıtlar var. En önemlisi ormanlık bölge sakinleri için geçerli olan ev başma bir samur kür-
*kim Coğrgfj^Moian, s. 70.
*Ök yaadaıu Kafkaslarm altın ve gümüş madenlerini denetliyorlardı: E>unlop, Hazmr Yahudi Tarihi, t2C
Yakut'a göre Hazarlar kendüeri de yüzyıllardır artık bir İslam kenti oluşu kabullenilnüş olan Der-mil götürerek satarlar, bu arada Kafkas dağlıları ve Hazar sahillerinin diğer halklarından ^ luoariırlı buluşurlardı: Şeşen, îsUtm Coğrafyacıları, s. 130.
^ Aıt»o!wv, Hazar Tarihi, s. 517-518.
^ hır genel inceleme Kovalev'de bulunabilir "Circulation of SâmAnid Dirhams". Kovalev'in ör-*^tande İsveç'te bulunan paralaim oranınm Rusya, Ukra)ma ve Akrusya'daki toplam paraların ^katoâ yıkm olması çok düşündürücü (% 61.42'ye % 17 88). Demek İd o dönence Rusya ara-jj öcMetm muhatabı değil, neredeyse sadece yolu idi ve esas menzil İsveç'ti.
^^Coğrafyactlan: Hudûd s. 70, Yakut a. 139, İstahrt s. 156, İbn Havkal s. 165.
VJ8 • Do^ Avrupa Türk Tarihi
ku peklindeki ayni vergidir Göçebe ve başka topluluklardan da uyguı^^j^^ üzerinden bu şekilde vergi alınmış olabilir. Para kullanan toplum ve ıçm kuşkusuz bu geçerli değildi ve vergi ve haraçların mümkün muş sikkeler üzerinden alınmasına çalışılıyordu
Zengin olan sadece devlet değildi. ''Hudûd'ül-Âlem" adlı coğrafya d*, göre burası buyuk zenginlerin bulunduğu bir ülkedir^. Kendine yeterli üretim ülke nufusunun ortalamasına zaten hali vakti yerinde bir hayat iı||^ ken, buna ilaveten gelen bcah kazanç çok büyük zenginlikleri ortaya çıkara^ olmalıdır Bu özel zengiıdiğin resmi bir iş olan savunma konusuna eklemJenny si için herhalde fazla zaman geçmeyecektir. Paralı askerlik Ortaçağ dünyasında yaygın bir iş sahasıydı ve en fazla yapanlar da Türklerdi. Hazar nüfusu genişli. tısadi kaynak ve imkânların varlığmda para kazanmaya daha fazla önem veruv ce, kendileri iyi bildikleri askerlikten soğuyarak işi parah yabanalara havalem tiler. Hukümdarm 10 ila 12.000 kadar paralı askerinin bulunduğu söylenir”’ By bir kapıkulu ordusudur ve başkenti korumaya ancak yeter. Ne kadar usta bir İlklerden oluşsa da, bu ordu ile istila ve işgal yapılmaz ki, zaten Hazarlanda 870Merden sonra böyle bir harekette görmüyoruz, o sonuncu da büyük ölçui Hazarlar adma Macarlar eliyle gerçekleşmiş gibidir. Böylece Hazarlann askerli ği iyice geri plana attıkları, yerine diplomasiyi öne çıkardıkları anlaşıbyor. Obur türlü X. yüzyıl ortasmda dahi dünyanın büyük güçleri arasında sayılmazlardı
Devletin vergi toplaması ve imar işlerinin yokluğunda bu verginin önemli bir kısmının askeri harcamalara gitmesi, bir süre sonra daha kestirme bir uygu lamayı beraberinde getirmiştir. Ülkenin büyük zenginlerine ve toprak sahiplen ne vergilerine müvazi olarak asker besleme mecburiyeti getirilmiştir. Böylece ordunun tamamı için olmasa da, belli bir kesimi açısından devlet aradan çekil miş ve zengin ile askeri baş başa bırakmıştır. X. yüzyıl başlarında durum kesuı İlkle bu şekildeydi. İbn Rüsteh bu uygulamayı îşâ'nın, yani kağandan sonrakıer buyuk yöneticinin getirdiğini söyler^^. Böylece OsmanlI'daki düzenin bir ben-zerinin, belki de aymrun 500 sene önce Hazar'da bulunduğunu görmekteyiz Yalnız Hazar'daki düzende toprak atalardan miras idi^ ve ilk zamanlardakiie tih hareketleri dışmda, anlaşılan devletin yaptığı süreğen bir tahrir tevzi işlemi bulunmuyordu.
lu^lkımn etnik yapısı ve kökenlerine dair bu bölümün başında aynn-^bnıştir Başta Barsil ve Suvatlar olarak bir takım Türk bovlannm ^da hâkim boy ile birleşerek tek-kiinliklileşmeye doğru gittıkleri-Ancak ilerleyen zamanda bunun Hazar adı altında birleşme mı, ^ma mevzuu mu olduğunu tahmin etmek güç. Hazar'ın yıkılış gunle-gösterdiği üzere, esasında çok başarılı bir etnik tek-türluleşme sureci vor Bunun siyasi boyutları daha baskın olabilir. Delillerini ise iki nok-
iki tür Hazar olduğunu bildiriyor. Ak ve Kara”®. Bunu bozkır tü-yapılanmasında çok iyi biliyoruz. Taaccüp edilecek nokta Hazar ^ (jıhı çok yerleşik bir yapıda bunun nasıl açıklanacağı. Burada açıkça soya-^ (javab değil de, resmi konuma dayah bir tasnif var gibi. Yani Ak Hazarlar sınıfi/ diğerleri ise kara budunu teşkil ediyorlar^. Anlaşılan "Hüküm-n^aiveti ve askerleri saf Hazarlardandır" diyen İbn Havkal'daki bir kay-ama farkında olmadan Batı Avrupa'daki yapının etkisini burada çalışan Dunlop ise Ak Hazarları sadece askerlik yapmakla yükümlü ^jjpjumsal sınıf olarak değerlendirir^.
E|cr durum böyle ise, Hazar kimliğinin esas müstefitleri yönetici seçkinler-(jiletten yabanalaşmanm etnik yabancılaşma ve soğumayı da beraberinde muhakkaktır. Konunun dinsel boyutu iktisadi boyutu kadar baskın ohnıvabilir. Artamonov'un Müslüman, Hıristiyan ve putperestlerin Musevî yönetime karşı olduklan, çünkü zorla yükündürüldükleri^ fikrine tam katılmak aumkun değil. Ama Hazarlar karşısında daha az vergi isteyen Rusları tercih edaı Sav kabileleri gibi, vergi toplamayı seven merkezi idareden zamanla so-
Kjrnıkkrdı geçen Merkezi Hazar arazisindeki dokuz bölgenin aslında Hazarları oluşturan dokuz lOMİl ettiği düşüncesinin (Noonan, ''Nomads and Sedentahes in a Multi-Ethnic Empıre"', s. Ml'109) tam karşılığının bulunduğunu söyleyemeyiz. Yerleşikleşme oranı artmış bir ülkede bölge-bukpkiık bozkır yapılarındaki gibi uruk ve boylara göre düşünmek durumunda değiliz. Kağan YvMTun mektubundaki girişte alıntıladığımız cümleler ülkede Hazarlar dışmda da etnik Türk un> "bra yaşadığım gösteriyor ama onlann da bir kısmı tarihidir, güncelliğinden kuşku duymalıyız
^ 'Şimdisininbelirtiği gibi şecerelerden alınmıştır.
Coğrafyaakrt: Yakut s. 139, Kazvinî s. 149, İstahri s. 158, İbn Havkal s. 167. Serbest yo-'^ıkr bunu takip eder. Ak Hazarların güzel insanlar olmasına mukabil. Kara Hazarlar çok koyı ^ okıp Hintlilere benzerlermiş. Bu arada aym yazarların "Hazarlar Türklere benzemez, siyaJ l*^**^*^ şeklindeki kaydmı da dikkatle okumak gerekir. Bir incelemesi için bkz. Karatay, Türk
sevkın HazarUrdan ayırdıkUnnı düşünebiliriz. Bu demektir ki, 2ama^‘% kimliği endi ve kara budun temasta olduğu diğer etnik yapılara ekiemu zaman gddi ki. Hazarlar diyince başkent Etil ile belki Semendery^^^li zcngınien anlaşdıyordu. Bunlar da nihayet bir adaya sığacak kadar belki bu yüzden koskoca Hazar'm bir anda yıkıhşmdan 100 sene sonı7%^ donemi içinde Türklüğü kuşkusuz en iyi bilen yazar olan Kaşgarh zaı^dan sadece Türk dunyasmda bir yer adı'' olarak bahsediyor ve hiçbjj ^ de bir topluluk adı olarak anmıyor^
Diğer nokta ise bizzat Ak Hazar topluluğunun içişleriyle alakalıdı
Yusuf, Yafes oğlu Toğarma'dan inen tek bir milletten bahsedip İsrailı bağlantısı zikretmczken, muhtemelen onun atadığı büyük bey olarak kı bir Musevi büyüğü olan muhatabına ülke hakkında bilgi veren "KenizeN^ tubu^'nun yazan yerli halkı Ha2^arlar olarak amyor. Aynca Simeon kabilesinde^ olan Yahudilerin onlarla karışarak 'bir halk' haline geldiklerini söylüyor ıjn, kendi zamanında daha çok Yahudileri hâkim unsur olarak sunuyor^. Buy^^ den, Türk asıUı Hazar seçkinleri ile kuşkusuz Hazar'ın seçkinler sınıfım dj^ olan Yahudi asıllı kitlenin zamanla kaynaşıp bir kimlikte buluştuklan, Türklerm kendilerini artık Yahudi olarak gördükleri veya Yahudilerin İsrail bağlantısını bırakıp Turan geleneklerine bağlandıkları gibi tahminlerde gerçeklik payı pek görünmüyor. Seçkinlerin bütünleşmediği bir ülkede ise halkın devlet çatı« «1-tmda uzun bir zamanda ortak bir kimlikte buluşacakları beklentisi zor gerçekle şecektir.
Hazar kazılarında bulunan kemik yapılarına bakılırsa, görünüm itibariyle de, ister Göktürklere bağlansm, isterse gerçek Hazarlar veya başka bir unsurla ilişkilendirilsin, ülkede daha çok çekik gözlü bir seçkirüer topluluğunun sürek li var olduğu görülüyor^.
Hazar Devlet Teşkilatı
Ordunun masraflanrun aracısız üretim aygıtma yüklendiği, o döneme g®* çok ileri bir uygulama gerçekleştiren Hazar'da bu kuşkusuz bir tekâmülüi|^ nüydü. Suvar mirası olan boy yapısı ve Göktürklerden alman devlet çatılı ^ manlar için alışıldık bir göçebe siyasi yapılanması öngörüyordu am^
K^fgarh Mahmut, Dtumn-t Lûgtt-ü-Türk t. 411.
Kokovtıov, Yeureyâko-Hazarskaya Perepûka, kıaa nüsha s.74, uzun nüsha s. 91 Karatay, 'Tlazarlann Muscvilefmesine Dair Bir Belge", s. 5.
Hk zamanlarda belirttiğimiz gibi, fiili bağımsızlığın ardından gelen yapıda ^ Uranlığını ilan etmesini, onun oğuUannm ve yeğenlerin şad olmasutı. ^ dmikn komutanlann orduları idare etmesini vb. görmekteyiz. '^Kezine 0^" erken bir dönemde savaşta kahramanlık gösteren bir Yahudi'nin baş-atanmasından bahsediyor^. İdarenin kağanlık ailesi ve boy beylen sı-g^difina taşması, liyakat kesbedenlerin görevi alması ve böylcce idan yapı-kaydedilmesi gerçeği karşımıza çıkıyor. Bunun yine aynı gitoupta bahsedilen sözde 'milletleşme' ile başa baş gittiğine kuşku yok. Daha dönüşümler ise Novoseltsev'in yerinde vurgusuyla 73Tden sonrası için ılının ediliyor* *^. En önemli yeniliği bozkır devletlerinde görülmeyen babadan j^duıenli taht verasetinin uygulamaya konmasmda görüyoruz. Buna yuka-ndı dfjtınmiştik Bunun en önemli neticesi ise herhangi bir bozkır devletinde ^ senede bir görülmesi adetten olan isyan ve iç savaşlar eşliğindeki taht uvplınnm bildiğimiz, kadarıyla hiç gerçekleşmemesi olmuştur^.
Hızır'ın en büyük yöneticisine kağan/hakan denirdi. Oldukça muğlâk ciınBelenccr veya Semender'in bir zamanlar Hazarların başkentleri olduğuna inrhaberler,“^ Göktürk faaliyetlerinin Güney Kafkaslarda yoğunlaştığı 62(yier-ieb doneme uygun gelebilir. Kağan otağınm veya başkentin buraya en yakın IV oUn Dağıstan sahillerinde bulunması doğaldır. Ancak başkent olarak Beyinin geçişine de dikkat etmeliyiz. Arap kaynaklan Şarkel kentini kendi ismiy-levennezler; öte yandan çok önemli bir kent olarak Beyzâ'dan bahsederler. Etil, Miovder ve Belencer'le birlikte en çok tekrarlanan dört kentten biri budur“*
Kıntay, 'TiazarUnn Musevüeşmesine Dair Bir Belge", s. 5.
*No«<oıtriıev, HMZtrtkoe gotudmrstvo, s. 139-140.
*Hnv tarihçiliğinde Konstantinoe Porphyrogenitus'un bahsettiği Kabar isyanuuı bir açıklama ol-nk ûaere Muaevikfmeyle bağlantıh bir iç savaştan bahsedilmesi kökünü Artamonov^un kura-mâm akn bir gelenektir (JİMZMr Tarihi, s. 417 vd.), ama Musevilefmenin öyie bir Kabar kıyamın-kaçok önce gerçekleşmesi ve başka kaynaklarda ülkedeki Mıısevi yönelimli idareye halkın lepki-Kokhı^uM dair kayıtların bulunmaması böyle bir açıklamamn hayli zorlama olduğunu göatenyor Sonamaniarda bu isyanm dini içeriğinin olmadığı görüşleri öne çıkmıştır Golden* "Irano-Turkı-
^ o^TheKhazar Sacral Kingship", 8. 1S5.
Hoûdî ild tyn eaeri Murüc ve TmbOı'de farklı yerleri verir. İlk eserde Selznan el-BahilTnin Semen-te'i fethinden bahsederek iki kadı bir hataya düşer. Dolayısıyla buradaki kastı diğer kitabında •rhdığı gibi Belencer olmahdır: Şeşen* İslam Coğraf}facılan, s.45, 56. Semender'le ilgili bkz. Golden* Çslşmsİan, a. 269-272; Romaşov, "İstoriçeskaya Geografiya Hazarskogo Kaganata (V-Xm w) W4i 5T, i.191-198; Novosertsev, Hazarskoe gosudarstvo, s. 125-128.
"lüoriçeskaya Geografiya Hazarskogo Kaganata (V-Xin w) (Çast 4 i 5r, s, 212.
J92 • Dof^a Avrupa Türk Tanha
Yukarıda gön, Gakturk faalivetleriıün Kınm'a yoğunlaştığı vf
manda Avarlann sıkı gözetlendiği STtHerde de buna uygun olarak orai^^ kın bu- merkez düşünmeliyiz. Beyza kenti kelimenin anlamının gotterd]^ ^ re Şarkel olmalıdır Ote yandan Belencer, hatta Semender ilk zamanlarda bağliM Hunlann kentleri olduğundaru gerçek manada hiçbir zaman H«c^ başkenti olmamış olabilirler.
Her halükarda 737 sonrasmda veya Mesûdfye bakarsak daha BahıiTıaı^ rekâtından sonra başkent Semender, Belencer veya Şarkelden Ihl uzenıyj^ adalarda kurulan yeni yere taşınmıştır^. Bu kentin ayrmtılı tanflennf İtil Nchn deltasındaki iki veya bir kaynakta üç adaya yayılmış olan başkent ||. nel olarak üzerindeki ırmağın adıyla Etil olarak biliniyordu; hukumdann duşunun bulunduğu en batıdaki adaya ise Hanbalık denirdi. Buranın etrafı larla çevriliydi ve yapılar tuğladandı. Adalarm kuzey güney doğrultusuı^ uzun ince biçimli olduğu belli ki, alışılmadık bir tanım olarak Etil'in bir fem)| veya uç mil olan uzunluğundan bahsedilir^^. Kağan Yusuf yalnız şehri uç fç. şahlık bir kare olarak anlatır ki,^ herhalde sadece bulunduğu adayı kastetmf yip, doğudaki sivil bölgeleri de eklemiş olmalıdır. Kentin yayıldığı alanı 400 kn^ civarında gören Artamonov, yerini de Astrahan'm 120 km kadar yukarısı oUnk gösterir^.
Şehrin diğer kısmı ise yukarıda geçtiği üzere Müslümanların da yaşadığı Ucan hayatın merkezi olan yerdi. Hazar Devleti uzunca bir zaman dünyan» önemli güçlerinden biri olmuştur ama İstahrî ve İbn HavkaTda Müslümanlar içm verilen 10.000 gibi bir sayı^ başkentlerinin nüfusunun Bağdat veya Itt»' bul gibi şehirlerle kıyaslanamayacağmı gösteriyor. Zaten adalık bir bölgede öu ‘ la bir kentsel büyüme beklenemezdi. Eğer Müslümanlar ağırhklı bir nüfusa sahipseler kı, bunlarm önemli bir kısnru zaten askerdi, Hazar başkenti anak Bulgar ve Suvar gibi yerlerle kıyaslanabilir ve herhalde 50 binin üzerinde bir nufu-su yoktu. İbn Havkal da zaten şehri 'küçük' olarak anlatır^^^. Makdisryegoreue burası Semender'den küçüktür^. Ancak Kağan Yusuf'un tarifleri kentin mu?»-milatmm çok geniş bir alana yayıldığmı gösteriyor.
Mesudl, Murûc eı-Ztheh, s.67, Şeşen, İslam Coğrafyacıları, s. 45.
Şeşen, îslam Coğrafyaalan: Hudûd s. 70, Gerdizî s. 82, İdrisî s. 111, Yakut s. 138, Kazvınî» ı1 s. 155-156, ibn Havkal s. 163-164.
KokovUov, Ynrreysko-Hazarskaya Perepiska, kısa nüsha s. 85, uzun nüsha s. 102. Artanrkonov, Hazar Tariki, t. 501.
Şeşen, İslam Coğrafyacıları: IsUhrî t. 155, İbn Havkal s. 165.
Şeçen, İslam Coğrafyaalan, s. 163 $eşen, İslam Coğrafyacıları, •. 175.
replika telefon sizin icin sundu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder