replika telefonlar samsung vesilesi6

 replika telefonlar


replika telefonlar samsung vesilesi6 evet arkadaslar sizler icin elimizden gelen güzel ve faydalı bilgileri sizlere paylasmaya devam ediyoruz bakalım replika telefonlar bugün bizlere ne paylasmıs hep beraber okuyalım ve diyorki altı yaşında iken annesi, sekiz yaşında iken dedesi öldü. Sonra, amcası tou la* libin yanında büyüdü. Yirmibeş yaşında iken, Hadîce-tül-kübrâ ile evlendi. Bundan dört kızı, iki oğlu oldu. İlk oğlunun adı Kasım idi. Bundan dolayı, kendisine (Ebül-Kfisım) da denir. Kırk yaşında iken, bütün insanlara ve cinne Peygamber olduğu bildirildi. Üç .sene .sonra, herkesi îmâna çağırmağa başladı. Elliiki yaşında iken, bir gece Mekkcdcn Kudüse ve oradan göklere götürülüp getirildi. Bu yolculuğuna (Mi’râc) denir. Mi’râcda, Cennetleri, Cehennemleri ve Allahü teâlâyı gördü. Beş vakt nernâz, bu gece farz oldu. Târîhcilere göre milâdın 622 yılında, Allahü teâlânın emri ile, Mckkcdcn Medîneye gitdi. Bu yolculuğuna (Hicret) denir. O yıl, Medîne şehrinin Kubâ köyüne geldiği, Rebî’ul-cvvel ayının .sekizinci pazartesi gününe tesâ-düf eden cfrcnci Eylül ayının yirminci günü müslimânların (Hicrî şemsî) târîh başlangıcı oldu. Müslimânların (Hicrî kamerî) seneleri de o yılın Muharrem ayından başlar ve gökdeki ayın, dünyâ etrafında oniki def’a dönmesi bir kamerî yıl olur. Hicrî II (m. 632] senesinde, Rebî’ul-cvvel ayının onikinci pazartesi günü, öğleden evvel vefât etdi. Salıyı çarşambaya bağlıyan gece [Çarşamba gecesi] yarısı, vefât etmiş olduğu odaya defn edildi. Vefâtında, kamerî 63, şemsi seneye göre 61 yaşında idi.Muhammed “aleyhisselâm” beyâz idi. Bütün insanların en güzeli idi. Güzelliğini, herkese belli etmezdi. Onun güzelliğini bir kerre gören, hattâ rü’yâda gören kimsenin ömrü, lezzet ve neş’e ile geçmekdedir. O, her zemanda, dünyânın her yerinde olan ve gelecek olan her in.sandan, her bakımdan üstündür. Aklı, fikri, güzel huyları, bütün organlarının kuvveti her insandan ziyâde idi.Çocuk iken iki kerre, ticâret edenlerle Şâm tarafına gitdi ve Busrâ denilen yerden geri döndüler. Başka hiçbir zeman, hiçbir yere gitmedi. Ümmî idi. Ya’nî hiç mektebe gitmedi. Kimseden ders almadı. Fckat, herşeyi biliyordu. Ya’nî herneyi düşünse, herneyi bilmek istc.se, Allahü teâlâ ona bildiriyordu. Cebrâil “aleyhisselâm” adındaki melek gelip ona her istediğini söylüyordu. Mubârek kalbi, güneş gibi, nûr saçıyordu. Onun saçdığı ilm, ma’rilct nurları, radyo dalgaları gibi, yerlere, göklere, heryere saçılıyordu. Şimdi, kabrinden de yaymakdadır. Yayma kuvveti, her ân art-makdadır. Elektro-manyetik dalgaları almak için, radyo alıcısı lâzım olduğu gibi, onun nurlarını almak için de, ona inanan ve seven ve gösterdiği yolda giderek temizlenen kalb lâzımdır. Böyle kalbi olan insan, bu nûrları alır ve bu da, etrâfa neşr eder, yayar. Böyle büyük insanlara (Velî) denir. Bu Velîyi tanıyan, inanan ve seven kimse, bunun karşısında edeble oturur veyâ uzakda, onu cdeb ile, sevgi ile düşünürse, bu kimsenin de kalbi, nûr, feyz almağa, temizlenmeğe, olgunlaşmağa başlar. Allahü teâlâ, bedenimizi, maddemizi, yetişdirmek için güneş enerjisini sebeb kıldığı gibi, rûhlarımızı, kalbleriniizi olgunlaşdırmak, insanlıkda yükseltmek için de, Muhammed aleyhisselâmın kalbini, oradan fışkıran nurları sebeb kılmışdır. In.sanı besliyen, yapısını ve enerjisini sağlıyan bütün besi maddeleri, güneş enerjisi, özümleme ile hâsıl oldukları gibi, kalbe, rûha gıdâ olan, Evliyânın sohbetleri, sözleri ve yazıları da, hep Resûlullahın mubârek kalbinden fışkıran nurlarla hâsıl olmuşdur.Allahü teâlâ, Cebrâîl “aleyhis.selâm” adındaki bir melek ile, Muhammed aley-hısselâma (Kur’ân-ı kerîm)i gönderdi. İnsanlara dünyâda ve âhıretde lüzûmlu, fâi-deli olan şeyleri emr etdi. Zararlı olanları yasak etdi. Bu emrlerin ve yasakların heo-sine (İslâm dîni) veya (İslâmiyyel) denir.Muhammed aleyhisselâmın her sözü dağrudur, kıymetlidir, fâidelidir. Böyle olduğuna inanan kimseye (Mii’min) ve (Miislimân) denir. Muhammed aleyhisselâmın sözlerinden birine inanmıyan, beğenmiyen kimseye kâfir denir. Allahü teâlâ, mü’min olanı sever. Bunu Cehennemde sonsuz olarak bırakmaz. Yâ Cehenneme hiç sokmaz. Yâhud, kabâhati için, soksa da, sonra Cehennemden çıkarır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder